Konya Kanal Tedavisi

Kanal tedavisi tekrarlarının başarılı olamama ihtimali var mıdır?
Kanal tedavisi tekrarlarının başarılı olabilmesi bir endodontistin yetenek, bilgi ve donanımına direk bağlı olsa da, tedavi ilk defa yapılırken meydana gelmiş olabilen bir takım iatrojenik (hekim kaynaklı) hatalar, tedavinin yenilenmesine olanak tanımayabilir.

Kök kanalları şekillendirilirken kanal anatomisinin bozulmuş olması, kanal içerisinde kanal aleti kırılması ve çıkartılamayacak olması ya da kanal içersine günümüzde popüler olmayan, kanaldan sökülemeyen bir takım kanal dolgu malzemelerinin kullanılmış olmasını bu duruma örnek verebiliriz.

Enfekte Sağlıksız Dişlerin Tedavi Seçenekleri
Kanal tedavisi, kanal tedavisi tekrarı ve endodontik cerrahi dişinizi kurtarabilmenin yollarıdır. Buna rağmen bazen dişleri kurtarmak mümkün olamayabilir ve diş ya da dişler çekilerek yerlerine protez köprü ya da implant gibi suni dişler yapmak gerekebilir.

Doğal dişinizi kurtarmadan önce yapmanız gereken mutlaka bir endodontiste muayene olmak ve tedavi seçeneklerini değerlendirmektir.

Kök kanalı içinde kırılan kanal aleti çıkarılabilir mi ve tedavi yaklaşımı nedir?

Kanal tedavisi sırasında kırılan ve kök içerisinde kalan kanal aletlerine oldukça sık rastlanılmaktadır. Kırık kanal aletleri yalnızca radyografi ile tespit edilebilmektedir. Genellikle hastalar, tedavi sırasında alet kırıldığı zaman diş hekimi tarafından bilgilendirilmemiş ise bir başka hekimin hastaya bunu söylemesi sonucu hasta kötü bir sürprizle karşılaşmaktadır. Burada kanal aleti kıran hekime durumu hastaya bildirmediği için kızmak zordur çünkü hastanın gösterdiği reaksiyon doğal olarak sert ve suçlayıcı olabilmektedir.

Aslında en doğrusu diş hekiminin zorlanabileceğini düşündüğü vakaları en başından endodonti uzmanına yönlendirmesidir ancak ne yazık ki bu konu çoğu diş hekimi tarafından ciddiye alınmamaktadır.

Bunun yanında kırık kanal aletinin kök kanalı içerisinde kırılmasının vücuda herhangi bir yan etkisi, zararı yoktur. Bu durum sadece dişi ilgilendirir ve olabilecek en kötü senaryo dişin kaybı yani çekimidir.

Kanal aletleri neden kırılabilir?

Kanal tedavisi her şeyden önce diş hekimliğinin en hassas branşıdır. Hata yapma payı oldukça yüksektir ve tedavi sırasında kullanılan malzeme kalitesi kadar hekimin tecrübe ve konsantrasyonu çok önemlidir.

(a)Kanalaletlerininbirdençokdefakullanılmışolması
(b) Tedavi sırasında kanal aletlerinin aşırı kuvvet uygulanarak kanal içerisinde zorlanması
(c) Tecrübesiz ellerde yanlış kullanım
(d) Çokdüşükbirolasılıklakanalaletifabrikasyonhatası
gibi faktörler başlıca sebepler arasındadır.

Diş hekimleri genel olarak kanal aleti kırıldıktan sonra paniğe kapılırlar hastaya dişin kaybının söz konusu olabileceğini söyleyerek hastayı en kötü senaryoya hazırlarlar fakat kanal aletinin kırık olduğundan bahsetmek istemezler.

Etik olan ise durumu izah edip hastayı bir kanal tedavisi uzmanına

Kanal aleti kırıldıktan sonra çıkartılabilir mi?

Kırık kanal aletinin çıkartılabilmesi hekimin bu konuda yeterli tecrübeye, en başta mikroskop olmak üzere özel aletler ve cihazlara sahip olması ile mümkündür.

Tedavide, kanal tedavisi uzmanının becerisi, mikroskop kullanımı, kırılan kanalaletinincinsi,kökkanalıiçerisindekipozisyonu,dişin daha sonra tamir edilip edilemeyeceği gibi bir takım faktörler belirleyicidir.

Kanalaletininçıkartılamaması,dişinçekilmesigerektiğianlamına gelmez. Eğer diş restore edilebilecek yeterli dokuya sahipse, yeterli kemik desteği varsa ve herhangi kronik ya da akut enfeksiyon yoksa dişin tamir edilerek takibi söz konusudur.

Endodontik cerrahi yöntemleri de (apikal kök cerrahisi) duruma göre tercih edilerek hastanın dişini kullanması sağlanabilir. Burada hasta ve hekimin karşılıklı iletişimi önemli rol oynar.

Kanal tedavisinde tek kullanımlık aletlerin önemi

Endodontide kullanılan aletlerin temizlenmesi ve sterilize edilmesinde uygulanan protokoller vardır. Bununla birlikte, bu prosedürlerden her zaman tutarlı netice almak zordur, ve bunları yapan asistanla- rın yaralanma riskleri de vardır.

Dünyada birçok ülkede bulunan devlet kurumları tek kullanımlık endodonti aletlerinin kullanılmasını önermektedirler. Bu uygulama ihtiyacı, sterilizasyonda ortaya çıkan zorluklardan ve hastalıkların bulaşma tehlikesinden kaynaklanmaktadır.

Bu aletlerin tekrar kullanılmasında ortaya çıkan diğer bir risk de aletlerin kırılma veya ayrılma riskinin bulunmasıdır. Birden fazla kez kullanılan aletlerde bu risk artmaktadır. Aletlerin kaç kez kullanıldığını takip etmek ve ne kadar yıprandıklarını anlamak çok zor olabilir. Yapılan çalışmalar açıkta göstermektedir ki eğelerin verimlilikleri her kullanım sonrasında düşmektedir ve kanal içinde kırılan aletler kanalın tamamen temizlenmesini engellemektedir.

Hastaların büyük çoğunluğu tek kullanımlık kanal aletleri kullanılması için biraz daha fazla ödeme yapmaya razıdırlar. Bu da daha iyi netice alınmasını ve yüksek bakım standardını sağlamaktadır.

Kanal Tedavisinin Komplikasyonları Nelerdir ?
Kanal tedavisinin kısa dönem yani tedavi yapıldıktan hemen sonraki komplikasyonları birçok tedavide olabileceği gibi hafif hassasiyet, ağrı ve nadiren tedavi olan bölgede anesteziye ya da tedaviye bağlı şişlik ile sınırlıdır.

Orta vadede dişlerde fonksiyon sırasında hassasiyet nadiren görülebilmektedir. Burada dişin yansıra dişetinin sağlığı ve hastada diş sıkma ya da kapanış bozukluklarına bağlı tedavi dışı faktörler de etkili olabilmektedir.

Uzun dönemde kanal tedavisi yapılan dişlerde oluşabilecek en önemli komplikasyon dişlerde oluşabilecek kırıklardır. Özellikle tedavi sonrasında dolgu malzemeleri ve kaplamalar ile yeterince iyi restore edilemeyen dişlerin dikey olarak kırılması söz konusu olabilmektedir. Burada kanal tedavisi yapıldıktan sonra dişin tamirinin çok iyi yapılması gerekmektedir.

Iyi restore edilmeyen dişler dolgu ve diş arasından bakteri girişine olanak tanıyacağı için kanal tedavisinin de başarısızlığına neden olabilir .

Doğal Diş Korunmalı mı Yoksa İmplant mı Yapılmalı?

Oluşabilecek çürükler ya da kök kırıklarını önlemek adına bir dişin yerine implant yerleştirmek basit bir çözüm gibi görünse de, uzman diş hekimlerinin doğal dişleri mümkünse korumak ve ağızda tutmak istemesinin önemli sebepleri vardır.

Bundan belki 20 yıl önce diş hekimleri dişleri çekmekten yana tecihlerini kullanmaktaydı çünkü onlarıkurtarabilmebecerileriveimkanlarısınırlıydı. Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte kanal tedavilerinin başarı oranı %80- 98 arasında değişmektedir.

İmplant, dişin kanal tedavisi ile kurtarılması mümkün olmadığı hallerde iyi bir alternatif olabilir. Kanal tedavisi ile implant birbirlerine alternatif tedaviler değildir. Ayrıca yapılan bilimsel çalışmalarda İmplant ve kanal tedavilerinin başarısı eşit olarak bulunmuştur. Ancak bazı diş hekimleri için üzücüdür ki dişleri çekerek implant yapmak kanal tedavisi yapmaktan daha kolay olduğu için bu yönde yanlış bir eğilim vardır.

Diş ve İmplant aynı şey değildir. Aralarındaki en önemli fark dişin kendi çevreleyen bir periodontal ligamente sahip olmasıdır. Bu ligament dişi kemiğe bağlayarak bir şok emici görev üstlenmektedir. Peridontal ligament (bağ dokusu) olmadan dişin üzerine dokunduğunuzda ya da bastırdığınızda ne kadar sert ısırdığımızı hissedemeyiz. Eğer bir diş ve etrafındaki periodontal yapı bozulmamış ise, onları muhafaza etmek için her türlü çabayı harcamamız gerekir. Çünkü implant bu periodontal yapıyı restore edemez ve bu dokuların kaybı başka sorunlar yaratır.

Periodontal ligamnetin hissedebilme fonksiyonu bize kanal tedavili dişlerimiz dahil o diş ile ilgili birşeylerin yanlış olduğu hissini verir. Diş çok sert bastırılırsa ligament hisseder. Dişin etrafında enfeksiyon varsa ligamnet yine hisseder. Bu bakımdan periodontal ligamnetin varlığı diş sağlığı açısından çok önemlidir. Birçok vakada özellikle diş eksikliklerinin implant ile giderilmesi en ideal yöntem olabilir. Fakat dental implant üreticileri ve hekimler bu tedavi seçeneklerini topluma iyi anlatmalıdır. Çünkü implantlar

komplikasyonsuz tedaviler değillerdir ve her tedavi gibi mutlaka sonrasında takipleri gereklidir. İmplantlar sonrasında da komplikasyonların olabileceğini bilmek bazı durumlarda uzmanların ‘’doğal dişlerimizin kurtarılmasını‘’ neden önerdiklerini anlamamıza yardımcı olacaktır.

Peri – implantitis, implant yüzeylerinde bakteri üremesi/birikmesiile kronikiltihabavesonucunda kemik kaybına neden olan bir hastalıktır. Birçok insan peri implantitis hakkında bilgilendirlmedikleri için böyle bir komplikasyonun farkında değillerdir. Tıpkı doğal dişlerin periodontitisi gibi her iki durumda diş ya da implant kaybına sebep olmaktadır. Bu bakımdan periodontal ligament dişin etrafındaki kemiğin korunması bakımından çok önemlidir.

Kanal Tedavisi Süresi
Kanal tedavisi günümüzde gelişen teknoloji, kullanılan cihaz ve malzemeler sayesinde bir endodontist tarafından %90 oranında tek seansta tamamlanmaktadır. Seansın süresi dişin kök anatomisi, kök ve kanal sayısına bağlı olarak değişebilmekte, ortalama 1 saat sürmektedir. Mikroskop altında yapılan tedaviler, kırık kanal aleti çıkartma, bazı kanal tedavisi tekrarları ve apikal rezeksiyonklar ise 90 dakikayı bulabilmektedir.

Bunun haricinde kronik iltihaplı (periapikal lezyon), fistül yolu bulunan, apseli ya da pulpa dokusunun canlılığını kaybettiği (pulpa nekrozu) düşünülen dişlerde tedavi genellikle 2 seansta tamamlanmaktadır.

Sıklığı az olmakla birlikte, üçüncü bir seansın gerekli olabileceği çok kompleks kök kanal anatomileri,inatçıenfeksiyon,bazıileriderecedekökrezorpsiyonu travmavakalarıvepulpa ya da kök rejenaerasyon tedavileri de vardır.

Tedavinin hemen sonrasında neler beklenmelidir?

Kanal tedavisi sonrasında, özellikle çiğnerken, hafif ya da orta şiddette köklerin olduğu bölgede bir hassasiyet yaşamanız normaldir. Bu da kök uçlarının iyileşme tepkimesine ve anestezi iğnelerinin yerlerinden kaynaklanmaktadır.

Bu belirtiler meydana gelirse, hekimin önerisi doğrultusunda 4-6 saatte bir ağrı kesici alınması önerilir.

Tedavinin hemen sonrasında ağız içi uyuşuk olduğundan, dudak ve damaklar ısırılarak kanatılabilir. Tedaviyi takip eden birkaç gün yumuşak yiyecekler tüketilmesi önerilmektedir.

Ağız hijyenine dikkat edilmesi, dişlerin düzenli fırçalanması ve gerekli durumlarda diş ipi kullanılması gerekmektedir.

Tedavi sonrasında şişlik ve veya ateş olması durumunda antibiyotik tedavisi uygulanabilmektedir.

Dişin tedavi öncesi durumuna bağlı olarak, iyileşme süreci beklenenden uzun olabilir. İyileşme süreci bazı vakalar da birkaç hafta sürebilmektedir.

Konya Diş Estetiği

Diş Estetiği

Sadece sizin estetik beklentileriniz için değil, yapısal, fonksiyonel ve biyolojik olarak uzun dönemde başarılı olmak hem dişhekiminiz hem de teknisyeniniz için çok önemlidir.

Doğal görünümde diş yapmak sadece renkle ilgili değildir. Yapay dişin doğal dişle uyumlu, dokusal yapısı, dişin tonusu, doygunluğu, parlaklığı ve translusensi gibi özellikleri diş estetiğinde çok önemlidir.

Estetik Diş Hekimliği

+ Diş Hekimlerinin artistik çalışma potansiyelleri çok yüksektir ve genelde estetik analayışları meslekleri gereği çok gelişmiştir.

+ Dünyada diş estetiği kuralları bilimsel olarak kabul edilmişken, teknik ve materyaller gittikçe gelişmektedir.

+ Günümüzde koruyucu diş hekimliği doğrultusunda estetik diş hekimliği ilerlemektedir. “Daha az kesimle daha güzel ve doğal nasıl sonuç alınır” trendi gelişmektedir.

Estetik Diş Hekimliğinde genelde metal desteksiz seramikler kullanılır. Bunların başında da zirkonyum porselenler gelir. Ancak zirkonyum porselenler estetik olarak tercih edilecekse daha çok arka grup dişlerde kullanılır. Çünkü ön bölgede daha optik özellikleri güçlü materyaller vardır. Ön grupta da çalışılacaksa opak görüntüsünü yok etmek gerekebilir ve bu da diş kesimine ve teknisyenin kabiliyetine de bağlıdır.

Estetik diş hekimliğinde hangi seramiğin ya da porselen türünün kullanılması gerektiğine diş hekiminiz karar verecektir. Seramikler kromatik materyallerdir. Bu özellikleri diş estetiği için çok önemlidir.

Günümüz materyallerinin luminocity, transparentliği ve florasens özellikleri mükemmeldir. Bundan dolay modern seramik materyallerle yapılan yapay dişleri doğal dişlerden ayırmak çok zordur.

Diş Estetiğinde 3 Boyutlu Çalışma Ne Demektir?

Estetik Diş Hekimliğinde planlama çok önemlidir. Hasta beklentilerin giderek artması, kullanılan materyal ve tekniklerin gelişmesini devamlı dürtüklemektedir. Estetik Diş Hekimliğinin kabul görmüş bazı katı hesaplamaları vardır. Vaka elverdiği ölçüde o kurallar uygulanmalıdır. Bazı durumlarda hastalarımıza bunu anlatmak zor olsa da, bu kurallar yılların araştırması ve incelemesi sonucu ortaya çıkmış bilimsel verilerdir.

Diş estetiğinde önemli olan hastaya daha hiçbir işlem yapmadan 3 boyutlu mock up dediğimiz mum modelajlardır. Hiç işleme başlamadan önce hastadan alınan bir ölçüyle vakanın nasıl olması gerekliliği bilgisayarda yapılan planlama doğrultusunda modele aktarılır. Bu model bazı özel geçici materyallerle hastanın ağzına uygulanır ve 3 boyutlu olarak nasıl olabileceği elde edilmiş olur. Bu bilimsel oranların modele aktarılması, oradan da hastaya uygulanması belli bir zaman ve özel materyallerin kullanımını gerektirir. Kişiye özel tasarımdır ve maliyeti normal kronlara göre daha yüksektir.

Diş hekimliği uygulamaları günümüzde çok gelişmiş durumdadır. Estetik diş hekimliğinde diş hekimliğinin birkaç branşı bir araya gelerek uygulamalar yapılıyor. Burada ana amaç kişinin gülüşünün daha güzel hale, daha iyi hale getirilmesi veya dişlerindeki problemlerin çözülmesidir.

Dişteki problemler neler olabilir öncelikle dişin en basit olarak sarı renkte olması (Diş Beyazlatma konusuna bkz…) olabilir. Eğer dişler sarı ise ve kişi dişlerinden memnun ise diş beyazlatma yöntemi ile hekim kontrolünde çok kolay bir şekilde çözülebilir.

Daha ilerleyen durumlarda gülüş tasarımı devreye giriyor. Gülüş tasarımında kişinin daha düzgün daha güzel bir gülüşe sahip olması amaçlanıyor. Bunu tasarlarken yapılacak en güzel uygulama lar şunlar olabilir;
Bonding yöntemi, Dişlere zarar vermeden ufak düzeltmeler ve dişlerdeki kırık çatlak bölümlerinin düzenlemesi ile uygulanmaktadır.
porselen laminalar (Laminate Veneers) uygulamasıdır. Porselen Lamine dişuygulamasında kişinin dişlerine minimum zarar gelerek maximum efektif gülüş sağlanabiliyor.

Kişinin farklı istekleri olabilir bazı insanlar daha uzun dişler isteyebilir, bazı orta yaşlı bireyle dudaklarının kırışıklığından şikayetçidir dudak desteği isteyebilir. Bu yüzden hekim hastaya mumdan dişler hazırlar ağız içerisinde dener ve gülüşün tasarımını mumdan dişleri düzenleye düzenleye oturtur.

Ondan sonra bu dişler tek tek bilgisayar ortamında okutularak ortaya içinde metal desteği olmayan gayet doğal gerçek dişten ayırt edilemeyen dişler hazırlanır ve bu dişler kişinin yüzüne uygun şekilde yapıştırılır. Bu işlemler toplam bir hafta gibi kısa bir sürede hekimi 3 defa ziyaret ederek sağlanmış oluyor. Bu uygulamanın sonunda kişinin kendine olan öz güveni artmış oluyor.

Lamine diş uygulaması dişlerde aralık olduğu durumlarda kullanılabilir. Dişler gereğinden kısa olduğu durumlarda, dişlerde çapraşıklık olan durumlarda, dişlerde kırık olan durumlarda lamine diş uygulamalarından faydalanmak mümkündür.

Estetik olan kesinlikle doğal olan demek, doğal olan yapı kişiyi rahat ettirir, güzel görünür. Yapılmış dişin çevreki insanlar tarafından fark edilmemesi makbuldür.

Kısaca söylemek gerekirse Estetik Diş Hekimliği, Bonding, diş beyazlatma, lamine diş, zirkonyum diş, implant, pembe estetik (Diş eti estetiği), Ortodonti ve protez diş gibi tedavileri bünyesinde toparlayan ve sonucunda estetik gülüş tasarımını meydana getiren diş hekimliği becerisidir.

Pembe Estetik (Diş Eti Estetiği)

Güzel bir gülüş için dişlerin beyaz ve düzgün sıralanması her zaman yeterli olmaz. Diş etlerinin uyumu da son derece önemlidir. Uyumdan anladığımız diş etlerinin sağlığı rengi ve dişlerde olan seviyesidir. Güzel bir gülümseme için dişlerin diş etinin ve dudakların uyum içinde olması gerekir. Gülüş sırasında diş etleri gereğinden fazla görünüyorsa lazer yardımı ile diş etleri kesilir ve şekillendirilir. Diş boylarında seviye farklılıkları varsa onlar kendi aralarında dengelenir. Dişler az görünüyor ve boyları kısa ise diş etlerine müdahale edilerek kron boyları uzatılır. Bazı durumlarda da büyümeleri görülür. Fazla olan diş eti dokusunun çıkarılmasına gingivoplasti diyoruz. Pembe estetik için uygulanan yöntemlerden biridir. Diş eti gülümsemesinin çok fazla olduğu (gumy smile) durumlarında cerrahi yöntemle çözülemiyorsa botox yöntemi de bir tercih sebebidir. Estetik alanda çok kullanılan botox diş etlerinde de kullanılabilir. Üst dudağın üzerinde burun deliklerinin altında 2 noktaya uygulanan botox ile dudağın biraz daha düşmesi sağlanarak diş etlerinin diş etlerinin fazla görünümü bir ölçüde engellenmiş olur.

Etiket: diş estetiği konya, diş estetiği fiyatları konya, konya diş estetiği, konya diş estetiği fiyatları, konya estetik diş hekimliği, konya estetik diş hekimliği fiyatları, konyada diş estetiği, konya diş estetiği fiyatı

Konya Diş Beyazlatma

Konya Diş Beyazlatma (Bleaching)

Uzun yıllar boyunca insanların dişleri konusundaki en büyük zaafları onların beyazlığı olmuştur. Yapılan araştırmalar insanların %7’sinin sadece dişleri gözükmesin diye gülmekten kaçındığını ortaya koymuştur. Bunu sağlamak adına karbonatla başlayan macera, porselenlere, diş minesine çok zarar veren törpüleme işlemlerine kadar uzanmıştır. Ancak kalıcı ve dişe zarar vermeyen bir beyazlatma yöntemi arayışı hiç bitmedi. Bu arayış içersinde en büyük adım diş beyazlatma jellerinin yaratılması ile atıldı.

Su içeren beyazlatıcı jellerin benzerlerinden en büyük farkı, diş minesine zarar vermeden, en kalıcı şekilde dişleri sağlıklı doğal beyazlığına kavuşturabilmesi. Ve bunu hastaya zahmet vermeden, ister muayenehanede 1 saatte, ister evde uyurken uygulayarak ortalama 3-6 gün gibi kısa bir süre içerisinde yapabilmesi.

Su içeren beyazlatıcı jeller diş minelerinin susuz kalmamasını sağlayarak, çatlamaların önüne geçer. Alınan sıvı ve yiyeceklerin dişteki boşluklar arasında kalması, dişte renk değişimine neden olduğundan diş temizliği beyazlatmadan sonra korunması ve diş renkleşmesine sebep olan diyet alışkanlıklarının hekim tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Böylece oluşan beyazlık kalıcı olur.

Diş Beyazlatma Lazer Kullanımı nasıldır?

Diyot Lazer ile dişi ısıtmadan, sadece uygulanan jeli aktive ederek çok çok az bir hassasiyet riski ile etkin bir beyazlatma sağlanabiliyor.

Hiçbir rahatsızlığım yok. Ancak dişlerimin daha beyaz olmasını istiyorum. Mümkün mü?

Evet mümkün…

Diş Beyazlatma Jelinin evde uyurken kullanılan tipi nasıl uygulanıyor?

Diş Beyazlatma Jeli kişiye özel hazırlanan vinil bir kılıf içerisine sıkılarak kullanılır. Uygulayacak kişi gece yatmadan önce dişlerini fırçaladıktan sonra vinil kılıfı ağzına yerleştirerek 2-6 saat süre ile takar. Bu şekilde kullanımda tetrasiklin harici vakalarda ister 1 saatte muayyenehanede, ister 3-6 günde evde uygulayarak bembeyaz dişlere sahip olmak mümkündür.
Muayenehanede uygulanan şekli ile evde uygulanan arasında ne fark var?

Muayenehanede uygulama dişhekimi tarafından yapılmakta ayrıca daha kısa sürede sonuç alınmaktadır. Kendim uygulayabilir miyim?

Diş Beyazlatma Jeli ile diş beyazlatmak için dişhekiminin önce sizi muayenehane görmesi, ağız da çürük veya diş minesi çatlak dişler var ise tedavi edilmesi şarttır. Daha sonra ağız yapınıza uygun bir şekilde hazırladığı bir vinil kılıfa ihtiyaç vardır. Bu kılıf hazırlandıktan sonra uygulama gece yatarken dişini beyazlatmak isteyen kişi tarafından yapılır. Ancak bu işlem sırasında dişhekimi kontrolü esastır.

Dişlerim küçükken tetrasiklin tedavisinden dolayı sarı ? Tedaviden nasıl bir sonuç alırım?

Diş Beyazlatma Jeli ile tetrasiklin renkleşmeleri de beyazlatılmaktadır. Ancak bu vakalarda tedavi süresi biraz daha uzamakta ve ortalama 14 günde tamamlanmaktadır.

Hangi Diş beyazlatıcı jeli kullanılmalıdır?

Su içeren beyazlatma jelleri bu özelliğinden dolayı dişlerde hassasiyete yol açmaz, mineyi susuz bırakarak çatlamalara neden olmaz ve oluşturduğu beyazlık, boyar maddenin yerini su aldığından doğal ve kalıcıdır. Tabii ki diş temizliğine sağlamak ve boyar madde içeren beslenme alışkanlıklarını değiştirmek kaydı ile…

Diş Beyazlatma Jeli’in yan etkisi olarak hassasiyet var mı?

Diş Beyazlatma Jeli’in halen bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. % 2 vaka da geçici olarak soğuk veya sıcak içecek içmenize engel olmayacak derece hassasiyet gözlenebilir ancak dişhekimize birdirdiğiniz takdirde, bir iki dakikada uygulayacağı Flor-Opal ile hemen sona erecektir.

Hamileyim, bir sakıncası var mı?

Bildirilmiş hiçbir vaka olmamasına rağmen hamilelikte ilaç kullanımından kaçınma genel prensibi altında uygulamanın hamilelik sonrasına bırakılması doğru olur.

Dişlerimde bir hassasiyet var. Tedavi olabilir miyim?

Bu durumda Diş Beyazlatma Jeli uygulanmasından önce dişlerdeki hassasiyeti gidermek için hekimin gerek gördüğü süre kadar flor uygulaması yapılarak ardından beyazlatma işlemine geçilebilir. Bazı vakalarda ise sert fırçalamaya bağlı olarak dişeti çekilmesi sonucu hassasiyet oluşmuş olabilir. Bu bölgeler dişhekimi tarafından izole edilerek tedavi sürdürülebilir.

Dolgulara ve protezlere bir tesiri var mı?

Diş Beyazlatma Jeli jel’in ağızdaki mevcut dolgu yada protezlere olumlu yada olumsuz hiçbir etkisi yoktur. Ancak ağızda çürük ya da oynamış dolgular var ise bunların tedavi öncesi düzeltilmesi gerekir. Diş Beyazlatma Jeli sadece diş minesine etkili olduğundan ağızdaki dolgu ve kaplamaların beyazlanması söz konusu değildir.

Daha önce dişlerinde dolgu, protez ya da kanal tedavisi olanlar içinde bu yöntem geçerli olabiliyor mu?

Diş Beyazlatma Jeli jel’in ağızdaki mevcut dolgu ya da protezlere olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi yok. Ancak ağızda çürük ya da oynamış dolgu varsa bunların tedavi öncesi düzeltilmesi gerekiyor. Diş Beyazlatma Jeli sadece diş minelerde etkili olduğundan dolgu ve kaplamaların beyazlanması söz konusu olmuyor.

Başka bir beyazlatıcı ile dişlerimi beyazlattım ancak renk geri döndü. Su içeren Diş Beyazlatma Jeli uygulanması nasıl olacak?

Başka bir beyazlatıcı kullandı iseniz dişhekiminize mutlaka belirtiniz. Diğer beyazlatıcılar dişminesini susuz bıraktıkları için dişminenizde oluşan hasarı enaza indirmek için Flor-Opal ile önceden bir iki gün tedavi görmeniz gerekir.

Renk geri döner mi?

Diş Beyazlatma Jeli ile Hacettepe Üniversitesi’nin yaptığı çalışmaya göre, dişlerini beyazlatan bireylerin iki yıl sonra yapılan kontrollarında renk geriye dönüşüne rastlanmamıştır.

Yan Etkileri Var mı?

Su içeren Diş Beyazlatma Jeli’ın uygulandığı hastalarda bugüne kadar yan etkiye rastlanmamış. 6 günlük tedavi sonunda dişinize bir bardak kolalı içecekten daha az etkisi vardır. Çok nadir olarak sıcak bir bardak çay veya soğuk bir içecek içmeye engel olmayacak bir hassasiyet olabileceği ancak bunu diş hekiminin hemen halledebilecek basit bir olay olması bir başka avantaj. Bu nedenle dünyanın her yerinde güvenle kullanılıyor. Ancak uzmanlar, hamilelikte ilaç kullanımından kaçınma genel prensibi altında uygulamanın hamilelik sonrasına bırakılmasını öneriyorlar.

Tedavi süresi kaç gündür?

Klinikte lazer kullanılarak yapılan beyazlatmada 2 ayrı seansa 15 er dak. uygulama yeterli olmaktadır. Home Bleachig uygulamalarında ise tedavi süresi istatistiksel olarak 3-6 gün, Tetrasiklinde ise 14 gündür. Aşırı koyu dişlerde ve Tetrasiklin renklenmelerinde Klinikte yapılan uygulama ile home bleaching kombine olarak kullanılabilir.
Kaç ton renk açılması olur ?

Renkleşme şiddeti ve Diş Beyazlatma Jeli’ne duyarlılığına bağlı olarak cevaplar çok daha olumlu olmasına rağmen en az 2 ton açılma olacaktır.

Beyazlatmanın kalıcılığı hakkında ne söylenebilir ?

Bu konuda ülkemizin önde gelen üniversitelerinden biri olan Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesince gerçekleştirilmiş olan araştırmada da 2 sene takip edilmiş vakalarda geri dönüş olmadığı bildirilmiştir. Ayrıca Ohio Üniversitesinden John BAILEY her ne kadar renk geri dönüşü beklenmiyorsa da hastanın diş renkleşmelerine ekstrensek de olsa sebep olan diet alışkanlıklarını değiştirmekte fayda gördüğünü belirtmiştir.

Beyazlatma uygulanan dişlerde dişin özünde patolojik değişimler görülür mü ?

Bu konuda Ekim 1994 JADA dergisinde yayınlanan ve Diş Beyazlatma Jeli ile yapıldığı belirtilen araştırmada 60 gün süre ile takip edilen ( yazarların notu : dişte bir kimyasal yada fiziksel travma oluşması durumunda belirtiler 30-60 gün içerisinde ortaya çıkmaktadır.) dişlerde bleaching uygulanması öncesi ve sonrası pulpal cevaplarda bir farklılık gözlenmemiştir. Yazarlar ayrıca araştırmanın Diş Beyazlatma Jeli ile yapıldığına ve Diş Beyazlatma Jeli’in formülasyonunda % 20 su bulunduğuna dikkat çekerek diğer su içermeyen materyallerin kullanımında dehidratasyona bağlı olarak farklı pulpal tepkiler oluşabileceğini hatırlatmaktadırlar.

Kalıcılığı hangi faktörler etkiler?

Diş Beyazlatma Jeli ile yapılan beyazlatma işleminde ısı ya da asit uygulaması olmadığından yöntemin atravmatik olması dolayısı ile fluorürden zengin en iyi derecede mineralize olmuş yüzey minesi korunmaktadır. Yüzey minesinin korunmuş olması ve interprizmatik bölgeden çekilen renkli sıvı yerine Diş Beyazlatma Jeli kimyasında bulunan saf suyun yerleşmesi sonucu ağız sıvılarının penetrasyonuna engel olması geri dönüşü engelleyen faktörlerdir.

Etiketler: konya diş beyazlatma, diş beyazlatma fiyatları, diş beyazlatma konya, konyada diş beyazlatma, konyada diş beyazlatma fiyatı, konya diş beyazlatma fiyatı, konya diş beyazlatma, konyada diş beyazlatma

Çene Eklemi Rahatsızlıkları

Temporomandibuler Eklem Bozuklukları

Özet olarak tanımlarsak, temporomandibuler eklem (TME , Alt Çene Eklemi ) ve/veya çiğneme kaslarını tutan ağrı ve fonksiyon bozukluğu sendromudur. Çene eklemi bozuklukları, günümüzde yaygın bir kesimi etkisi altına almış durumdadır. Eklem yüzeyi ve disk arasındaki uyumun bozulmasından meydana gelmektedir.

Alt Çene Bozukluklarının Belirtileri Nelerdir?

– Ağız açma sırasında ağrı yaşamak
– Ağız açıp kapatırken gıcırdama, klik, tıkırtı sesi
– Ağız açma sırasında kısıtlı açabilme veya kilitlenme
– Boyunda ağrı veya sertlik
– Baş ağrısı (migren ağrısı ile karıştırılmamalıdır)
– Çiğneme sırasında ve yüzde hissedilen ağrı
– Dişleri birbiri üstüne kapatırken hissedilen ağrı
– Çiğneme sırasında çenede yorgunluk hissi
– Genellikle sabahları kalkınca çeneyi açmada güçlük ve ağrı yaşamak
– Esnemede zorluk yaşamak
– Kulak ağrıları ve kulaklarda çınlama, gürleme benzeri sesler, tıkanma ve basınç hissi
– Üst ve alt dişlerimizin birleşme şeklinde ani değişiklik
– Yüz kaslarındaki hiperplaziye bağlı olabilecek yüzde asimetri
– Ağız açma sırasında çenede deviasyon (kayma)

Alt Çene Eklemi Fonksiyon Bozukluklarının Nedenleri Nelerdir?

– Çene ya da eklem bölgesine gelen direkt travma (kaza ya da darbe sonucu)
– Tek taraflı çiğneme alışkanlığı
– Diş eksiklikleri
– Diş sıkma ve gıcırdatma
– Stres, depresyon vs.
– Fizyolojik olmayan diş kapanışı
– Eklemin gelişimsel defektleri( hipoplaziler vs.)
– Dejeneratif eklem rahatsızlıkları, osteoarthritis, artrozis
– Otoimmün hastalıklar, romatoid artrit, lupus
– Bilinmeyen faktörler

Muayene Yöntemleri

– Dişler ve kapanış sisteminin muayenesi
– Çiğneme kaslarının muayenesi
– Çene ekleminin muayenesi

Öncelikle yapılması gereken en önemli şey hasta eğitimidir.

Teşhis Koyma

Çene eklemi bozukluklarında teşhis için muayene ile birlikte bazı yardımcı testler de kullanılabilir. Ayrıca geleneksel veya bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme de sıklıkla kullanılan görüntüleme yöntemleridir. Nadiren sintigrafi veya PET tetkikleri de gerekebilir.

Tedavisi

– Semptomların tedavisi.
– Altta yatan nedenin tedavisi.
– Hazırlayıcı faktörlerin ortadan kaldırılması.
– Patolojik etkilerin tedavisi.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

– Hasta eğitimi ve koruyucu tedavi
– Splint tedavisi
– İlaç tedavisi
– Egzersizler
– Fizik tedavi
– Manipülasyon
– Psikiyatrik destek
– Geç kalınmış vakalarda ileri tedaviler (Cerrahi vs.)

Tedavi Sürecinde

– Eklemler üzerindeki yükün azaltılması çok önemli olup hastanın stresten uzaklaştırılması gerekir.
– Sakız çiğnenmesi ve çeneyi yoracak sert gıdalar yenmesi yasaktır.
– Esnerken ve hapşırırken ağız aşırı açılmamalı, çene elle desteklenmelidir.
– Isırma hareketi kesinlikle yapılmamalı, besinler küçük parçalar halinde ağza alınmalıdır.
– Tek taraflı çiğneme yapılmamalı, besinler iki tarafta kullanılacak şekilde çiğnenmelidir.
– Ağrının çok olduğu durumlarda, doktora başvurma sürecine kadar; ağrı kesici, kas gevşetici ve antienflamatuar ilaçlara başvurulabilir.

Tedavi Süreci Sonunda

– Erken ve patolojik tüberkül temasları düzeltilir.
– Kapanış kontrol edilir, gerekiyorsa hasta ortodonti bölümüne sevk edilir.
– Diş eksiklikleri varsa protetik tedaviler yoluyla giderilir ve nötral bir kapanış sağlanır.
– Diş sıkma veya gıcırdatma devam ediyorsa, psikiyatri konsültasyonu istenir.

Bu tamamlayıcı tedaviler sonucunda, tedavi süreci tam başarıyla sonuçlandırılabilir. TME disfonksiyonlarının tedavisi öncelikle hasta uyumu olmak üzere, multidisipliner bir yaklaşımı gerekli kılar. TME uzmanının uygulayacağı tedaviyle birlikte, fizik tedavi uzmanı, psikiyatrist, nörolog konsültasyonunu da gerektirebilir.

Diş Beyazlatma Tedavisi

Diş Beyazlatma – Bleaching

Diş ağartmak olarak da adlandırılan bu sistem mevcut dişlerin renginin daha beyaz renge dönüştürülme işlemidir.Dişlerin rengi genetik olarak veya beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak daha sarı yada zaman içinde daha koyu renge dönebilir. Düzenli ve sık fırçalama alışkanlığına sahip olmanıza rağmen dişlerinizin rengi beyazlaşmayabilir. Bu renk sizin ten renginiz gibi sabittir.Estetik bir gülümseme için dişlerinizin formu ve muntazamlığı ile birlikte beyaz, canlı bir renk tonunda olması da gerekir. Beyaz ve canlı bir diş rengi yüzyıllardır estetik gülümseme dizaynında aranan özelliklerin başında sıralanmıştır. Diş beyazlatma işlemi sağlıklı olan tüm dişlere uygulanabilir.Dişlerinize yapılacak diş ağartma işlemi için en doğru kararı diş hekiminiz verecektir. Diş hekimi muayenesi ile beyazlatma için dişlerinizin uygun olup olmadığına karar verilebilir ve yaklaşık olarak hangi beyazlığa gelebileceği size örneklenerek gösterilebilir. Bu estetik tedavi şekli oldukça basit ve hızlı bir uygulamadır. Diş hekimi kliniğinde yapılacak 45-60 dakikalık beyazlatma uygulaması ile çok rahatlıkla daha beyaz renkli dişlere sahip olabilirisiniz. Diş beyazlatma için iki farklı yöntem bulunmaktadır. Evde kendinizin uygulayabileceği yada Diş hekimi kliniğinde doktorunuz tarafından uygulanabilecek diş ağartma yöntemleridir. Diş Ağartma için kullanılan ağartıcı jelin sadece diş yüzeylerine temas etmesi, dudak ve diş etine temasından kaçınılması gerektiğinden bu yöntemlerden Diş hekimi kontrolünde olanının tercih edilmesi daha sağlıklı olacaktır.Bu sistemde kullanılan ağartıcı jelin içeriği hemen hemen tüm sistemlerde aynıdır.Kullanılan ışık kaynağı ise jeli biraz daha aktif duruma getirmek içindir. Diş beyazlatma işleminde doktorunuz önce diş etlerinizi ve çevre dokuları koruyucu silikon bir madde ile izole eder.Daha sonra ağartma jelini dişlerinizin yüzeyine yayıp jeli daha aktif hale getirmek için uygun bir ışık kaynağını kullanır.Bu tedavi işlemi zaman olarak az farklılıklar gösterebilirken genellikle 15-20 dakikalık seanslar olarak tedavi süresi belirlenmektedir. Beyazlatma işlemi sırasında çok az hassasiyet hissetmeniz normaldir.Hassasiyetin derecesine göre doktorunuz işleme devam edip etmeyeceğine karar verir. Tedavi işlemi sonrasında bazı besin ve içeceklerden uzak durmanız gerekecektir.Özellikle sigara,kahve,çay,alkol ve doktorunuzun belirteceği içecek ve besinleri kısa bir süreliğine tüketmemeniz beyazlatmanın başarısı için çok önemlidir. Beyazlatma sonrası edindiğiniz daha beyaz diş renginiz yine sizin ağız bakımı ve beslenme şeklinize gore belirli bir zaman sonra eski rengine dönmeye başlayacaktır. Diş Rengini açma işlemi Kozmetik bir uygulama olduğu unutulmamalıdır.Yılda doktorunuzun önerisi ile bir kaç kez tekrarlayabilirsiniz.Genellikle diş beyazlatma sonrası devamlılık bir yıla yakın sure olmaktadır. Burada önemli olan Diş hekiminizin kararı ve etkinliğidir.Dişlerin renginin açılması işlemi 20 yılı aşkın zamandır Yaygın olarak kullanılmaktadır. Diş beyazlatma işlemine uygun olup olmadığınıza karar verilmesi için dişlerinizin yapısı detaylı olarak muayene edilme, beyazlatma işlemi öncesinde diş taşı temizliği ve lekeler giderilmelidir. Diş eti hastalığı olan kişilerde diş eti uzmanı yada diş hekimi tarafından gerekli tedaviler yapıldıktan sonra Ağartma işleminin yapılması gerektiği unutulmamalıdır. Tüm sağlık tedavi sistemlerinde olduğu gibi diş hekimliğinde de doktorların ortak konsülatsyon sonrası tedavi şeklini belirlemesi tedavinin kalitesini ve başarısını artırabilir.

SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

Kaç çeşit diş beyazlatma yöntemi vardır?
Dişleri beyazlatmak için 4 farklı yöntem bulunmaktadır.

1) Ev tipi diş beyazlatma
2) Ofis Tipi (klinik ortamında ) diş beyazlatma
3) Tek diş beyazlatma (dişin içini beyazlatma)
4) Kombine diş beyazlatma (Hem ev, hem ofis beyazlatma)

En etkili diş beyazlatma yöntemi hangisidir?
En etkili diş beyazlatma yöntemi kombine beyazlatmadır.

Ev tipi diş beyazlatma yöntemi nasıl uygulanır?
Ağız içinden ölçü alınarak kişiye özel beyazlatma plakları hazırlanır. Hazırlanan bu plağın içine belirli miktarlarda beyazlatma jeli ( 10–15 ‘lik karbamid peroksid) uygulanır.

Ev tipi diş beyazlatma ne kadar sürer?
Plak gün içinde en az 4-6 saat kullanılacak şekilde ortalama 10-15 gün süren bir tedavidir.

Plak içine ne kadar jel koymam gerekir?
Ev tipi diş beyazlatmalarında dikkat edilmesi gereken husus jeli fazla uygulamamaktır aksi takdirde plak içinden taşan jel diş etlerini tahriş eder.Böyle bir durumda diş etleri hemen yıkanmalı ve e vitamini içeren bir krem tahriş olan yüzeye uygulanmalıdır.

Ofis tipi diş beyazlatma nedir?
Klinikte uygulanan diş beyazlatma yöntemidir. Zaman kısıtlaması olan hastalar için uygun bir yöntemdir. Çok daha kısa sürede etkin bir beyazlama sağlar. Diş hekimi tarafından dişlerin üzerine sürülen beyazlatma jeli UV ışını ya da lazer yardımıyla aktif hale getirilir ve beyazlama ortalama 1 saat sürer. Lazerle diş beyazlatma yöntemi olarak da bilinir.

Kombine tipi beyazlatma nedir?
Hem ofis hem de ev tipinin beraber uygulandığı diş beyazlatma yöntemidir. Ofis veya klinikte uygulandıktan sonra 2-3 gün ev tipi beyazlatma ile işlem desteklenir.

Tek diş beyazlatma (içten beyazlatma) nedir?
Kanal tedavisi sonrası renkleşen dişlere uygulanır. Dişteki dolgu sökülür. Açılan kaviteye beyazlatma jeli uygulanır. Sonra diş, geçici dolgu ile sıkıca kapatılır.İstenilen renge ulaşıncaya kadar seanslar tekrarlanır.

İçten beyazlatmanın dişe bir zararı var mıdır?
Kanal dolgusunun çok iyi izole edilmesi gerekir. İyi izole edilmişse bir zararı yoktur.

Diş beyazlatmanın zararı veya yan etkileri var mıdır?
Cansız dişler (kanal tedavili) dışında beyazlatma yöntemleri dişler de az da olsa hassasiyete sebep olabilir. Bu diş hassasiyeti; havaya, çok sıcak-soğuk yiyecek ve içeceklere karşı olabilir. Bu durum normal ve beklenen bir yan etkidir. Diş hassasiyetinin genellikle 24-48 saat içerisinde geçmesi beklenir. Beklenmeyen bir durum ile karşılaşıldığında mutlaka hekime başvurulmalıdır.

Dişin renklenme sebepleri nelerdir?
Hayat boyu devam eden fizyolojik renklenme,
Amalgam dolgu yapıldıktan sonra oluşan renklenme,
Bebeklik döneminde antibiyotik kullanımı,
Kanal tedavisine bağlı olarak dişin içinden gelen renk değişikliği,
Kahve, çay, tütün, kırmızı şarap ve uzun süre ağız gargaralarının kullanımına bağlı olarak dişin yüzeyinin renklenmesi,
Travma sonucu dişin içindeki canlı dokunun ölmesiyle dişin içindeki kanamaya bağlı olarak oluşan renklenme.

Dişler nasıl beyazlar?
Diş beyazlatma, dişlerin yüzeyindeki gözenekli mine yapısında oluşan renkli organik ve inorganik maddelerin diş beyazlatma jelleri (karbemid peroksit) ile giderilmesi işlemidir.

Dişlerin beyazlaması ne kadar sürer?
Dişlerin beyazlaması kişiden kişiye göre değişiklik göstermektedir. Ortalama beyazlama süresi 2-3 haftadadır. Dişlerde sarılaşma grileşmeden ne kadar çok ise beyazlatma o kadar etkili olabilmektedir. Antibiyotik kullanımına bağlı oluşan grileşmelerin beyazlaması daha zordur ve sonuca ulaşmak daha uzun bir süre gerektirebilir.

Beyazlatma plağını temizlemem gerekir mi?
Evet gerekir. Plaklar kullanıldıktan sonra sıvı sabun ile yıkanır ve iyice durulanır.Kuruduğuna emin olduktan sonra size verdiğimiz kutuda muhafaza etmelisiniz.

Diş beyazlatmanın etkisi kalıcı mıdır?
Beyazlatma sonrasında renk zamanla kaybolmaya başlar. Bu süre hastanın renkli sıvılar (çay, kahve, şarap, kola ) ve sigara kullanımına göre değişir 6 ay ile 1 yıl arası bir zaman alır. 4-6 ayda bir 1 ya da 2 seans ile desteklenirse diş beyazlatma kalıcı hale getirilir.

Dişlerimi beyazlatırken dikkat etmem gereken hususlar nelerdir?
Beyazlatma süresince çay, kahve, şarap, kola gibi renkli sıvılar, tütün mamullerinden kesinlikle uzak durulması gerekir.Kullanılması durumunda işlem ters reaksiyon gösterir ve dişler renklenir.

Beyazlatma dişlerime zarar verir mi?
Diş hekimi kontrolünde yapılan beyazlatmanın dişlere hiçbir zararı yoktur. Aksi takdirde bu uygulamayı hem kendimize hem sevdiklerimize yapmazdık.

Lazerle diş beyazlatma nedir?
Lazerle diş beyazlatma yöntemi mine yüzeylerine uygulanan beyazlatma ilacının aktivasyonunu sağlamak ve süreyi kısaltmak için kullanılmaktadır.

Ortodonti Nedir

Ortodonti

Ortodonti, diş, çene ve yüz kompleksini normal yapı ve gelişim, anomaliler ve anomalilerin tedavisi yönünden ele alan bilim dalıdır dişlerin diş kavislerine ve çenelerin bazal kavislerine göre, diş kavislerinin birbirlerine göre, çenelerin bazal kısımlarının birbirlerine ve yüze göre ve bu yapılarla ilgili komşu yumuşak dokuların normal ilişkilerini belirterek anormal olanların saptanarak, düzeltilmesini sağlayan ve anormal ilişkilerin meydana gelmesini engellemeye çalışan diş hekimliğinin bir dalıdır. Halk içinde “diş teli” takılan bölüm olarak bilinir.

Ancak ortodontiyi sadece dişlerdeki çapraşıklıklar ile sınırlamamak gerekir. Çene yüz bölgesindeki anomaliler ile de ilgilenir. Örneğin Dudak-damak yarıklı hastaların doğumundan itibaren cerrahlar ile birlikte koordineli biçimde, tedavileri yapılmaktadır. Ayrıca cerrahlar ile birlikte “Ortognatik Cerrahi” denilen tedavilerin bir bölümü de Ortodonti bölümünün işbirliği ile yapılmaktadır.

Ortodontik tedavi koruyucu, durdurucu, tedavi edici ve pekiştirme olmak üzere 4 bölümden oluşur.

Ortodonti tedavilerinin hedefi;

+ Diş dizimlerindeki düzensizlikleri gidermek,
+ Daha iyi bir çiğneme sağlamak,
+ Varsa konuşma bozukluklarının düzeltilmesine yardımcı olmak,
+ Solunum mekanizmasını düzenlemek,
+ Yüze ve dişlere normal görünüm ve estetik kazandırmaktır.

Güzel bir gülüşün insan ilişkilerindeki önemini keşfeden birçok kişi dişlerindeki bozuklukları gidermek istemektedir.

Ortodontik bozukluklar genellikle iki bölüm halinde sınıflandırılırlar:

Dişsel bozukluklar;

Sadece dişlerin dizilimine düzensizlikler vardır. Düzeltilmeleri iskeletsel olanlara göre daha kolaydır, ortodontik tedavileriher yaşta yapılabilir.

İskeletsel bozuluklar;

Alt ve üst çenelerin birbirleriyle ve yüz kemikleriyle olan orantıları ve pozisyonları bozulmuştur. Tedavileri daha uzun zaman gerektirir. İskeletsel büyüme tamamlanmadan erken yaşlarda tedavi etmek gerekir. Büyüme tamamlandıktan sonra tam düzelme sağlanması çok zordur, tam tedavisi için çene cerrahisi işlemlerine gerek duyulabilir.Ortodontik tedaviler kişinin/çocuğun yaşına ve düzensizliğin derecesine bağlı olarak, sabit veya hareketli apareyler kullanılarak gerçekleştirilir.

Dişleri İlgilendiren Anomaliler

1-Çapraşıklık
Çenelerin küçük ya da çenelerin boyutlarının normal ancak dişlerin büyük olduğu durumlarda meydana gelen ortodontik problemdir. Erken tanıda küçük yaşlarda takılıp çıkarılabilen hareketli apareylerle problemi çözmek mümkündür. Daimi dişlenmenin(tüm kalıcı dişlerin ağızda sürdüğü) tamamlandığı durumlarda ise tek başına sabit ortodontik tedavi ile çapraşıklığı çözmek mümkün olabildiği gibi çapraşıklığın belli oranın üzerinde olduğu vakalarda yer kazanmak amacıyla uyguladığımız farklı tedavi yöntemleriyle ve/veya çekimli ortodontik tedaviyle çeneler ve dişler arasındaki armoni sağlanır.

2-Aralıklı Dişler (Diastema)
Diş ve çene büyüklükleri arasındaki uyumsuzluk sonucu oluşur. Sabit ortodontik tedavi yöntemleriyle bu problemi düzeltmek mümkündür. Süt dişlerle kalıcı dişlerin ağızda beraber olduğu karma dentisyon döneminde özellikle üst çenede ön iki diş arasında mevcut aralığın sebebi ise çoğunlukla frenilum ismindeki kas ataçmanının olması gerekenden daha aşağıda diş etine tutunmuş olmasıdır. Basit bir cerrahi müdahale ve beraberinde sabit ortodontik tedaviyle bu estetik problemi düzeltmek mümkündür. Dişler arasındaki aralıkların bir diğer sebebi de anormal dil alışkanlığı olarak nitelendirdiğimiz dilin devamlı dişlerin arasında bulunduğu durumdur. Bu tip vakalarda ise erken dönemde bu alışkanlığı ortadan kaldıran takılıp çıkarılabilen alışkanlık kırıcı bir apareyle tedavi mümkündür.

3-Örtülü Kapanış, derin kapanış (deep bite)
Normal kapanışta üst ön dişlerin alt ön dişleri en fazla 2mm olacak şekilde örtmesi beklenirken, örtülü kapanış dediğimiz bozukluklarda bu kapanış 2 mm den fazladır. Şiddetli vakalarda ise üst ön dişler alt ön dişleri tamamen örtebilmektedir. Bu tip bozuklukların en önamli komplikasyonu çene eklemine uygulanan fazla kuvvet sonucu eklemde oluşan gerilme ve sonucunda temporomandibular eklem bozukluklarının oluşmasıdır.Sabit ortodontik tedaviyle her yaşta bu problemi düzeltmek mümkündür.

6-Çapraz Kapanış
Yan arka dişlerde veya ön dişlerde çapraz kapanış olarak ortaya çıkabilir.Yan çapraz kapanışlar üst çenenin dar olduğu durumlarda ortaya çıkar ve tedavi edişmezse eklem problemlerine yol açar.Yan çapraz kapanışların erken dönemde tedavisi hareketli çene genişletme apareyleriyle mümkündür.Ön çapraz kapanış vakalarında ise yine hareketli apareylerle çapraz kapanışta olan dişi doğru pozisyona getirmek mümkündür.

4-Açık Kapanış
Karşılıklı gelen dişlerin temas etmediği zaman ortaya çıkan bozukluklardır. Açık kapanış vakaları çoğunlukla kötü alışkanlıklar olarak nitelendirdiğimiz parmak emme,dil emme,anormal dil alışkanlıkları, bebeklikte uzun süreli emzik ve biberon kullanımı, ağız solunumu gibi durumların varlığında görülür. Erken dönemde doğru tanıyla bu alışkanlıkları ortadan kaldıran apareylerle tedavi mümkündür.Erişkin bireylerde ise sabit ortodontik tedaviyle hafif şiddetli vakalarda düzelme sağlanabilir ancak alışkanlık devam ediyorsa problemin tekrarlanması kaçınılmazdır. Şiddetli açık kapanış vakalarında ise tek tedavi seçeneği ortognatik cerrahidir.

5-Eksik dişler
En sık rastlanılan eksik dişler üst lateral dişlerdir. Diş eksikliğinin genetik başta olmak üzere pek çok nedeni vardır. Diş eksikliği durumunda eksik olan dişin yanındaki dişler bu boşluğa doğru eğilebilir ve kapanış bozuklukları oluşabilir.Bu gibi durumlarda ortodontik tedaviyle uygunsa boşluk kapatılabilir veya eğilen dişler düzeltilerek protetik işlemler için uygun boşluk oluşturulur ve sonrasında protezlerle veya implant ile boşluğun yeri doldurulur.

8-Gömülü Dişler
En sık rastlanan gömülü dişler köpek dişleridir. Gömülü dişim pozisyonu uygunsa sabit ortodonik tedaviyle gömülü diş ağız içerisine getirilebilir.Pozisyonunun uygun olmadığı durumlarda ise gömülü diş gerekli görüldüğünde cerrahi bir operasyonla çekilir ve sabit ortodontik tedaviyle doğru fonksiyon ve estetik sağlanır.

Çeneleri İlgilendiren Anomaliler

Üst Çene İleriliği veya Alt Çene Geriliği

Protrüze dişler dediğimiz diş bozuklukları üst çenenin alt çeneye göre daha önde konumlandığı bu tip vakalarda görülür.Alt çene gelişiminin az olması ya da üst çene gelişimin alt çeneye göre daha fazla olması veya her iki gelişim bozukluğunun bir arada olmasıyla ortaya çıkar. Şiddetli olduğu vakalarda alt dudak üst ön dişlerin arkasında konumlanabilir ve üst dişleri öne doğru iterek bozukluğun artmasına sebep olabilir. Bu tip vakalarda alt dişler üst dişlerin arkasındaki diş etini irrite edebilir. Yine bu tip vakalarda üst dişler önde konumlandığı için olası travmalar sonucunda üst dudakta ve diş etinde yaralanmalar olabilir. Büyümükte olan çocuklarda (pubertal atılımını tamamlamamış) bu tip vakaların tedavisinde problemin olduğu çeneye uygun fonksiyonel apareylerle ortopedik çene tedavisi ve sonrasında sabit ortodontik tedavi uygulanır. Erişkin bireylerde ise bu problemin çözümü sabit ortodontik tedaviyle mümkündür.Erişkin bireylerde çok şiddetli vakalarda çeneler arası armoniyi sağlamak için ortognatik cerrahi de düşünülebilir.

Alt Çene İleriliği veya Üst Çene Geriliği
Bu vakalarda tersine derin kapanış denilen alt ön dişlerin üst ön dişlerin önünde yer aldığı ortodontik bozukluklar mevcuttur.Bu problemler çene ekleminde düzensizliklere ve eklem rahatsızlıklarına yol açabilir. Erken dönemde uygun fonksiyonel apareylerle ortopedik tedaviyle birlikte sabit ortodontik tedavi problemi düzeltebileceği gibi şiddetli vakalarda yumuşak dokuda ve çeneler arasında düzgün ilişkiyi sağlamak için ortognatik cerrahi uygulanabilir.

Ortodontik Tedavi Tipleri
Dişleri doğru konumlarına getirebilmek için ortodontist çapraşıklığı giderebilmek amacıyla en son çare olarak dişçekimine karar verebilir bu nedenle ortodontist çekimli veya çekimsiz olmak üzere iki şekilde tedavi planlayabilir

Ortodontik Aparey Tipleri

Sabit apareyler;
Sabit apareyler , ortodontik apareylerin en sık kullanılan tipidir. Bunlarla çok sayıda dişe değişik tipte diş hareketi yaptırılabilir. Ayrıca sabit apareyler aynı anda farklı dişlere değişik hareket verdirebilen tek ortodontik aparey tipidir. Sabit apareylerin bir avantajı da , hareketli apareylere göre daha az hasta uyumuna gerek duyulmasıdır , cunku adindan da anlasilabilecegi gibi , dislerin uzerine yapistirilir ve sabit kalirlar. Sabit apareyler bantlar , braketler ve tellerden oluşur.

Son yıllarda braketleri daha az görünür ve daha rahat kullanılabilir şekle getirebilmek için birçok yenilik yapılmış ve böylece daha ufak , kibar görünümlü mini braketler geliştirilmiştir. Metal yerine porselen veya sertleştirilmiş plastikten şeffaf braketlerde kullanıma girmiştir.

Hareketli apareyler;
Hareketli terimi , ince bir akril kaidesi olan ve ağiza teller yardımıyla tutunan ortodontik apareyler için kullanılır. Hareketli apareyler genellikle tek veya bir gurup dişe hareket yaptırmak amacı ile kullanılır ve kapasiteleri sınırlıdır.

Ağız Dışından ve içinden Uygulanan Fonksiyonel Apareyler
çene bozukluklarında veya dişlere yer sağlamak amacıyla kullanılan ve ağız dışında ense , alin, çene ucu gibi bölgelerden destek alınarak dişlere ve çenelere kuvvet veren aygıtlardır.
Her aparey tipinin ayrı bir kullanım alani vardır ve ortodontist bunların hangisini kullanacagına karar verirken vakayla ilgili birçok faktörü göz onünde bulundurmalıdır.

Pekiştirme Tedavisi
Ortodontik tedaviden sonra dişler yeni konumlarından eski yerlerine dönme eğilimi gösterirler. Bunu önlemek için ( kemik ve çevre dokuların yeniden düzenlenmesi tamamlanıncaya kadar ) dişler düzeltilen konumlarında tutulmalıdır.Bu amaçla hareketli veya sabit pekiştirme aygıtları kullanılır.

Dişler Nasıl Hareket Ederler?
Sabit veya hareketli ortodontik apareyler,dişin üzerine hafif bir basınç uygularlar. Bu basınç ; dişin , kökünün etrafını çevreleyen alveol kemiğine doğru itilmesini sağlar . Bu hafif ve sürekli kuvvet , basıncın geldiği tarafta yavaş yavaş kemiğin erimesine neden olur . Böylece üzerine kuvvet gelen dişin yerleşebileceği yeni bir kemik yuva açılmış olur. Dişin diğer tarafında kalan boşluğa ise yeni kemik dolmaya başlar ve bu durum dişin yeni konumunda kalmasını sağlar. Sabit apareylerin telleri, dişe uygulanan kuvvetin miktar ve yönünün istenildiği kadar olabilmesi için tedavi boyunca pek çok kez uyumlanır. Bu nedenle ortodontistler hastalarını düzenli aralıklarla çağırırlar.
Dişin kaç mm hareket ettirilebileceği çene kemiğinin niteliği ve miktarına bağlıdır , kemiğin yeniden şekillenmesi , kemiğin yumuşak ve kanlanmasının daha fazla olması sebebiyle gençlerde yetişkinlere göre daha çabuk olur.
Ortodontik tedavi sonunda takılan pekiştirme aygıtları , yeni oluşmuş kemik tamamen sertleşinceye kadar , dişi yeni konumunda korur. Dişler istenilen konumu alıncaya ve yeni oluşmuş alveol kemiği sertleşinceye kadar pekiştirme tedavisi yapılır.

Erişkinlerde Diş Hareketleri
Aktif büyümenin sona ermesi ve dişi çevreleyen kemiklerin çok sert olması gibi nedenlerden dolayı son zamanlara kadar erişkinlerde ortodontik tedavi düşünülmezdi artık bunun böyle olmadığı biliniyor. Çocukluk döneminde daha kapsamlı bir tedavinin daha kısa sürede yapıldığı bir gerçektir. Ancak bugun, çok sayıda yetiskin, rahatsız edici bir gülümsemeyi düzeltmek için tel takiyor. Hem daha az görünür braketler hem de uygun odeme planlari gibi seçenekler , tedaviyi yetişkinler icin çekici bir alternatif yapmaktadır.

Bir Ortodontist Seçmek Neden önemlidir ?
Ortodontistler tani koymada , dişsel ve fasiyal düzensizlikleri önlemede ve bunları tedavi etmede uzmandır. Tüm ortodontistler diş hekimidir, fakat diş hekimlerinin sadece 6sı ortodontisttir. Ortodontik programa kabul edilme oldukça rekabetli ve seçici bir sınavdan sonra olur. Ortodonti programına kabul edilmeden once , 5 yıllık bir diş hekimliği fakültesi eğitimini tamamlamak gerekir. Daha sonra ortodontist olmak için , yine bir diş hekimliği fakültesinde ortalama 4-5 yıl suren özel bir programı tamamlamak ve sinavlarını vermek gerekir. Bu program , ileri düzeyde biyomedikal , davranışsal ve temel bilimler eğitimini içerir. Ortodonti öğrencisi , ortodontik dis hareketi sağlayan ve yüz gelişimine rehberlik edebilecek karmaşık bir tekniğin uzmanlığını oğrenir. Sadece bu ileri düzeydeki eğitim programlarını basarili bir şekilde tamamlayan dişhekimleri kendilerine “ortodontist” diyebilir.
Ortodontik tedavi , yaşınız kaç olursa olsun daha iyiye dogru olan bir degişiklikle ilgilidir. Düzgün dişlerin ve harika bir gülümsemenin sağlayacağı gurur ve guveni elde etmemizi sağlar. Ancak ortodontistinizin en az bunlar kadar önemli bir başka tedavi hedefi daha vardır : Dişlerinizin ve diş etlerinizin sağlğını düzeltmek

SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

1- Ortodonti nedir? Ortodontist nedir?
Dişhekimliğinin bir uzmanlık dalı olan ortodonti yalnızca çapraşık dişlerin düzeltilmesi değil aynı zamanda dişlerdeki ve çenelerdeki uyumsuzlukların giderilmesiyle de ilgilenen bilim dalıdır. Ortodontist veya ortodonti uzmanı ise çene kemiklerinin ve dişlerin birbirleriyle orantılı olarak doğru yerde ve konumda yerleşmesini sağlar. Ortodontist olmak için 5 yıl süren diş hekimliği lisans eğitimini takiben en az 4 yıl olmak üzere yüksek lisans eğitimi gerekmektedir.

2- Ortodontik tedavinin yaş sınırı var mıdır? Her yaşta uygulanabilir mi?
Ortodontik tedavi için yaş sınırlaması yoktur.Dişsel düzeltmelerde yaş önemli değildir, dişleri çevreleyen kemikleri sağlıklı olan herkese ortodontik tedavi uygulanabilir. Hasta kaç yaşında olursa olsun diş çapraşıklıkları düzeltilebilir. Ancak bireyin çene kemiklerinde bir düzensizlik söz konusuysa (üst çene veya alt çene ileriliği veya geriliği) bu durumda ortodopedik tedavi gerekmektedir ki bu tedavi de ergenlik çağına kadar olan süre de yapılmalıdır.

3- Çocuğumu ortodontiste ne zaman götürmeliyim?
Çocuklarda süt dişleri 6 aylıkken sürmeye başlayıp 2,5 yaş civarında tamamlanır. Süt dişlerinin arasında bulunan boşluklar için endişelenmek yersizdir.Bu boşluklar normal diş gelişiminin göstergesidir.Aksine erişkin dişlenmede olduğu gibi sıkı temaslar söz konusuysa bu bize ileri dönemde yer darlığıyla birlikte çapraşıklık olma ihtimalini düşündürür.Daimi dişler 6-7 yaşlarında süremye başlar ve 12 yaşına kadar devam eder.Bu dönemde yani daimi dişlerin sürmeye başlamasıyla birlikte olası ortodontik problemlerin teşhisi ve mevcutsa durdurulması için ortodontik muayene yapılması faydalıdır. Çenesel problemlerde 7-8 yaşlarında erken müdahale gerekebilir. Sadece dişlerin düzensizlik gösterdiği durumlardaysa tedavi için genelde daimi dişlenmenin tamamlanması beklenir.Erişkin hastalardaysa dişler her zaman hareket ettirilebilir ancak artan yaşın tedavi süresini ve tedaviye olan toleransı azaltacağı unutulmamalıdır.

4- Ortodontik tedavi sırasında dişler nasıl hareket eder?
Dişlerin üzerine yapıştırılan düğmeciklerin üzerine yerleştirilen teller,lastikler veya yaylar diş üzerinde hafif basınç uygularlar ve bu kuvvet dişleri çevreleyen ligamentler aracılığıyla çene kemiğine iletilir, kuvvetin yönünde hareket oluşur.Basıncın geldiği tarafta yavaş yavaş kemik yıkımı gerçekleşirken tam zıt tarafta ise yeni kemik yapımı oluşur ve diş böylece hareket eder.Uygulanan kuvvetin miktarı ve yönü orthodontist tarafından belirlenir.

5- Neden ortodontik tedaviyi tercih etmeliyim?
Bireylerin çoğu öncelikle diş çapraşıklığından ötürü estetik kaygısıyla ortodontiste başvururlar. Ancak diş çapraşıklıkları estetiğin yanı sıra pek çok probleme sebep olmaktadır.Malokluzyon dediğimiz kapanış bozuklukları sadece estetik problem olmayıp aynı zamanda çiğneme ve konuşma bozukluklarına da sebep olur. Çapraşık dişlerle ağız hijyeni sağlamak daha zor olduğu için daha kolay çürük oluşabilcektir. Yine aynı şekilde plak birikimi ara yüzlerde artacak, diş eti çekilmeleriyle birliktediş eti rahatsızlıkları oluşacaktır. Dişlerdeki çapraşıklık dolayısıyla alt ve üst dişler normal kapanışına gelemeyecek,kuvvetler çene kemiklerine dolayısıyla ekleme normal iletilemeyecektir.Bu da eklem problemlerinin oluşmasına neden olacaktır. (ağız açıp kapamada klik sesi). Özellikle üst çenesi ileride olan veya üst dişleri olması gerekenden daha ileride olan çocuk veya bireylerde tarvmanın ön dişleri daha çok etkilediği ve ön dişlerde sıklıkla kayıplara yol açabildiği gözlenmiştir.(Düşme, top çarpması gibi). Özellikle ön dişlerinin arasında olması gerekenden fazla açıklık bulunan bireylerde bazı seslerin telaffuzu zorlaşır ve bu da konuşma bozukluklarına yol açabilir. Çeneler ve dişler arasındaki uyumsuzluk sonucu bazen dişler yer bulamayıp gömülü kalabilirler. Gömülü dişler komşu dillerin köklerini eritebilir veya etrafında kistler oluşabilir ve patolojik sonuçlara yol açabilir. Güzel bir gülümseme ve güzel dişler kişinin kendine olan özgüvenini arttıracağı gibi sosyal yaşantısında da olumlu etkiler yaratır. Bireyin toplumdaki yerinde güzel bir gülüşün ve estetiğin önemi kaçınılmazdır.

6- Ortodontik tedavilerin süresi nedir?
Ortodontik tedavilerin süresi malokluzyonun çeşidine bağlıdır.Sadece dişleri ilgilendiren bozuklukların tedavisi,dieşlerle birlikte çene düzensizlikleri olan bozuklukların tedavisine oranla daha kısa surer. Ortalama 6-24 ay arasında ortodontik ve ortopedik tedavilerde olumlu sonuç alınabilinir. Tedavi süresinin azalması veya uzaması tedavi gören bireye de bağlıdır.Tedavi süresince dişlerin, diş etlerinin sağlığının korunması,yenmemesi gerenen yiyeceklerden uzak durulması,tedavide uygulanan apareylerin doğru ve düzgün kullanılması tedavi süresini etkileyen faktörlerdendir.

7- Ortodontik tedavi dişleri çürütür mü?
Tedavi süresince dişler doğru şekilde ve sıklıkla fırçalandığı takdirde çürük oluşma ihtimali yoktur.

8- Ortodontik tedavi pahallı mıdır?
Ortodontik tedavinin fiyatı vakaya göre değişiklik gösterir. Ortodontik tedavile uzun süreli tedavi ile olduğu için, hastanın bütçesine uygun ödeme koşulları sağlanabilmektedir.Ayrıca ortodontik tedavinin sağladığı psikolojik ve estetik yararların bir ömür boyu süreceği göz önününde bulundurulduğunda ortodontik tedavinin iyi bir yatırım olduğu da unutulmamalıdır.

9- Tedavi süresince ne kadar sıklıkla kontrollere gitmek gereklidir?
Ortodontik tedavi süresince belki ilk zamanlar daha sıklıkla olmak kaydıyla ortalama 4-6 haftalık periyotlarla ortodontik kontrol yapılır.

10- Tedavi esnasında veya sonrasında ağrı veya acı duyulur mu?
Dişlerinize braketlerin takilmasi sırasında herhangi bir şekilde canınızın yanması söz konusu değildir. Kontrole geldiğiniz aylık periyotlarınız esnasında dişleriniz üzerindeki ark telleri sıkılaştırılacağından her randevu sonrası çok kısa süreli olarak hafif bir hassasiyet hissetmeniz normaldir.

11- Braketlerin bakımı için neler yapılmalıdır?
Tedavi süresince dikkat edilmesi gereken en önemli husus ne yenilirse yenilsin yemekten hemen sonra dişlerin fırçalanmasıdır. Her fırçalamadan sonra braketlerin etrafının yeterince temizlenip temizlenmediğini aynada dikkatlice kontrol edilmelidir.Braketler besin artığı ve bakteri plağı birikimi için oldukça uygun bir dizayna sahiptirler. Diş fırçalamanin yanında günde bir kez akşamları diş ipiyle veya ara yüz fırçalarıyla braketlerin ve dişlerin arasi iyice temizlenmelidir. Ayrıca her 6 ayda bir mutlaka diş ve dişetlerinizin kontrolünü ve gerekiyorsa bakımı yaptırılmalıdır.

12- Tedavi süresince tüketilmesi yasak olan yiyecekler var mıdır?
Tedavi süresince asitli içeceklerden ve tatlılardan uzak durmak gerekmektedir. Aksi halde diş ve dişetlerinin sağlığını korumak oldukça zorlaşacaktır. Tedavi esnasında elma, havuç gibi sert besin maddelerini ısırarak yenmemelidir. Bu tür besin maddelerini küçük parçalara ayırarak yemek gerekmektedir. Ayrıca yine ısırarak tüketilen ekmek arası sandviç, hamburger türü yiyecekleride tedavi süresince yememek daha uygundur. Fındık, ceviz gibi kuruyemişlerin ayrıca kiraz, erik, zeytin gibi besin maddelerinin çekirdekleri çıkarılmadan yenilmesi ağızdaki braketlere zarar verme olasılığı olduğundan uygun değildir. 6 yaşındaki kızımın alt çenesinden 2 dişi düştü ve yerine gelen dişlerden biri gerideydi.Aile hekimimize götürdüm, doktorun söylediği çene yapısının ufak olduğu ve çıkacak dişlerin de eğri olabileceği.12 yaşına kadar beklememizi söyledi acaba beklemeli miyiz yoksa bir ortodonti uzmanına başvurmalı mıyız?

İlk çıkan daimi dişlerden olan alt 2 ön dişten birinin veya her ikisinin eğri gelmesi ileride muhakak ortodontik tedaviye ihtiyacı oalcağı anlamına gelmemektedir. Geride konumlanan alt 2 ön dişler dilin etkisiyle birlikte eğer yeterli yer mevcutsa yerine gelebileceği gibi yer darlığı durumlarında çene genişletmesiyle yer sağlanıp dişlerin yerlerine gelmesi sağlanmalıdır. Bu gibi durumlarda bilgi edinmek amacıyla bir ortodontiste başvurmak faydalı olabilir. 28 yaşındayım. Ön üst dişimin birinde çarpıklık var. Özellikle yandan bakıldığında göze çarpıyor. Görünmeyen tellerle tedavisi mümkün mü? Tedavisi ne kadar zaman alır? Estetik braketler olarak isimlendirilen plastik veya porselen esaslı braketlerle daha estetik ortodontik tedavi günümüzde sıklıkla tercih edilmektedir.Tedavi süresini vakanın şiddetine göre belirlemek en doğru olandır. Ancak ortalama 6 ay ile 18 ay arasında değişecek bir tedaviyle olumlu sonuç elde edilebilir. Ben 2.5 yıl ortodontik yedavi gördüm daha sonra 6 ay kadar koruyucu kullandım ancak şimdi dişlerimde biraz kayma oldu.Tedaviyi tekrarlamak istemiyorum daha kolay bir çözümü var mı ne yapmalıyım? Ortodontik tedavi sonrasında dişlerin yeni pozisyonlarının kemik yapıya adaptasyonu için en az 6 ay olacak şekilde pekiştirme tedavisiyle yeni durumu korumak gerekmektedir. Pekiştirme tedavisinin uygulanmadığı veya erkenden bitirildiği durumlarda relaps dediğimiz tedavinin geri dönüşümü olabilir. Böyle durumlarda geri dönüş minimum ise hiç ortodontik tel kullanılmadan invisalign sistemi ile bozukluğun düzeltilmesi mümkündür. Bir çok vakada uygulanabilecek olan bu sistemin sizin için de uygun olup olmadığına ortodontistin karar vermesi gerekmektedir.

ORTODONTİ SÖZLÜĞÜ

Ortodontist: 5 yıllık Diş Hekimliği fakülte eğitiminin ardından, Ortodonti eğitimi alınarak elde edilen uzmanlık derecesine sahip diş hekimine verilen unvandır.

Aparey (appliance):Genellikle plastik bir plak ve telli bölümlerden oluşan tek veya çift çeneye birden takılan aygıt

Ark teli (arch wire): Braketlerin içine yerleştirilen ve özel elastikler ya da ince tutucu teller yardımıyla takılan düz ya da bükümlü dişe kuvvet veren metal tel

Asitleme (asid etching): Dişe tutuculuk sağlamak için mine üzerinde oluşturulan micron bazındaki çukurcuklar

Bant sökümü (debanding): Bantların dişlerden ayrılması

Bant (band): Dişin etrafına takılan metal yüzük

Braket (bracket):Ortodontik kuvveti dişe iletmek için dişe yapıştırılan metel veya seramik düğmecikler

Braket sökümü (debonding): Tedavi sonu braketlerin çıkartılıp dişlerin temizlenmesi

Çapraz kapanış (cross bite): Üst dişlerin alt dişlerin içersinde kapandığı kapandığı kapanış bozukluğu

Çene genişletici(palatal expander): Çenenin genişlemesini sağlayan aygıt

Ense pedi (neck pad): Headgeari facebowa bağlamak için kullanılan kalın lastikli ense bandı

Facebow (facebow): Headgearin ağız dışından da görünen metal parçası

Headgear (headgear): Çeneye geri yönde vektörel kuvvet uygulayan kafa, ense bantları ve facebowdan oluşan aygıt

Kapanış (occlusion): Dişlerin ısırıldığında karşılıklı gelme durumu

Ligatür (ligature): Teli braket içine yerleştirmek için kullanılan tel veya plastik parçalar

Mouthguard (mouthguard): Spor yaparken braketlerin yumuşak dokuya zarar vermemesi için takılan plastik ağızlık

Mum (wax): Braketin yumuşak dokuya batmasını engellemek için üzerine konan silikon mum

Ölçü alma (impressions): Tedavi öncesi/sırası/sonrasında dişler ve çenelerin durumunu, tedavinin planlanmasını sağlamak ve ilerleme sürecini saptamak amacıyla yapılan işlemdir. Kişiye uyan ölçü kaşıkları ve ölçü maddesiyle yapılır. Her bir çene için birkaç dakika sürer.

Örtülü kapanış (deep bite): Normal kapanış durumunda üst dişlerin alt dişleri 2mm. den çok örttüğü durumlar

Sefalometrik film (cephalometric X-rays): Alt ve üst çene ve diş ilişkilerini analiz etmek için kullanılan yan kafa filmi

Süt dişlenmesi: Bebeklik dişleri de denebilir. Yaklaşık olarak 6 aylıktan, 6 yaşa kadar ağızda 20 adet süt dişi bulunur.

Yetişkin dişlenmesi: Tüm süt dişlerinin düşmesi ile sürmesi beklenen ve hayat boyu ağızda kalması öngörülen dişlerin tümüne verilen addır (Daimi dişler).

Açık kapanış (openbite):Normal kapanış durumunda üst dişlerin alt dişleri 1mm. den az örttüğü durumlar

Diş ve çene filmleri: Ortodontik amaçla en çok kullanılan filmler ortopantomogram (alt-üst çeneleri ve tüm dişleri içeren film) ve sefalometrik (yan baş filmi olup, ortodontik problemin tanısı ve tedavisi için gereklidir) filmdir.

Sabit ortodontik tedavi: Birkaç dişe ya da genellikle tüm dişlere özel yapıştırıcı yardımıyla yerleştirilen ve hasta tarafından çıkarılmaması gereken sabit tedavi yöntemidir.

Hareketli teller (apareyler): Tek ve/veya iki çeneye takılan yemek yeme haricinde çıkarılmaması önerilen, hasta tarafından takıp çıkarılabilen tellerdir.

Aktivasyon: Tellerin ya da ağız içi elastiklerin aktif hale gelebilmesi için yapılan işlemler olup, dişlerin hareket etmesini sağlar.

Braket: Sabit apareylerin bir elemanıdır. Dişlere özel yapıştırıcı aracılığıyla yapıştırılır; diş hareketlerini sağlayacak olan ark tellerini taşır, gerektiğinde hasta tarafından takılıp çıkarılabilecek elastikler de braketlere takılır. Metal, plastik veya porselen çeşitleri bulunur.

Elastik ligatür: Braketlere takılan ark tellerinin sabit durmasını sağlayan tutucu lastiklerdir. Şeffaf olabildiği gibi birçok değişik renkleri ve şekilleri de bulunur.

Çelik ligatür: Elastik ligatür olmadığında ya da başka amaçlarla kullanılan fakat elastik ligatürle aynı görevi yapan tutucu tellerdir.

Ağız içi elastikler: Çenelerin ve/veya dişlerin birbirlerine göre konumlarını düzeltmek amacıyla kullanılırlar. Hasta tarafından takılıp çıkartılır.

Debonding (sabit tellerin sökülmesi, çıkarılması): Sabit tellerle, hedeflenen sonuca ulaşılması ile “tellerin çıkarılması” işlemine geçilir. Özel pensiyle kolayca yapılabilen ve acı vermeyen bir işlemdir. Teller söküldükten sonra, dişler üzerinde kalan yapışkan artıkları da temizlenir.

Pekiştirme dönemi ve apareyleri: Tüm aktif ortodontik tedavi işlemleri (diş ve çenelere hareket verilen süreç) bittikten sonra, elde edilen diş ve çene konumlarının korunması sürecidir. Hareketli veya sabit yöntemler kullanılabilir.

Periondontoloji (Diş Eti Hastalıkları Tedavisi)

Periondontoloji (Diş Eti Hastalıkları Tedavisi)

Periodontal hastalıklar, büyük bir oranda önlenebilen ve kontrol altına alınabilen hastalıklardır. Periodontal tedavide en önemli aşama hastanın etkili ve düzenli bir şekilde dişeti, diş ve dişler arası temizliği uygulayarak ağız sağlığını koruyabilmeyi öğrenmesidir. Dişeti hastalığının erken döneminde özel dental aletler kullanılarak plak ve diş taşları dişeti cebinden uzaklaştırılır. Diş temizliğinin yanı sıra küretaj ve kök yüzeyi düzleştirilmesi işlemi önerilebilir. Bu tedavinin yeterli olmadığı durumlarda dişeti operasyonlarının yapılması da gündeme gelmektedir. Dişeti hastalıkları kendi kendine, antibiyotik, gargara, vitamin gibi tedavilerle iyileşmez. Mutlaka bir dişeti uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekir. Erken dönemde teşhis edilmesi dişetleri kadar dişlerinde sağlığını koruyacaktır. Sistemik hastalıkların varlığında tıp doktoru konsültasyon yapmalı ve hastalık kontrol altına alınmaya çalışılmalıdır.

Başlangıç tedavisi sırasında ayrıca, kötü ve taşkın dolguların yenilenmesi, çürük dişlerin doldurulması, dişeti kenarı ile uyumu ve şekli doğru olmayan protezlerin düzeltilmesi gibi bakteri tutunmasını kolaylaştırıcı yerel faktörlerin uzaklaştırılması, kanal tedavileri ve varsa ümitsiz dişlerin çekimi gerçekleştirilmelidir.

Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak diş hekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diş taşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.

Periodontal hastalıkların tedavisi veya kontrolü için genellikle etkin plak kontrolüyle birlikte mekanik ve cerrahi periodontal tedaviler yeterli olmaktadır. Ancak ideal bakıma rağmen bazı vakalarda periodontal yıkımın sürdüğü gözlenmektedir. Geleneksel tedavilere cevap vermeyen bu vakalarda, geleneksel tedavilere ek olarak antibiyotik tedavisi ile olumlu yanıt alınmaktadır. Ayrıca, cerrahi tedavi sonrası koruyucu amaçla ve periodontal tedavi sırasında ağızdaki mikroorganizmaların kan yoluyla vücuda yayılması riskine karşı; kontrol altına alınmamış diabet, endokardit, organ transplantasyonu, koroner bypass, kalp kapakçığı değişimi geçirmiş hastalarda ve diğer risk gruplarında koruyucu amaçla antibiyotikler kullanılabilinir. Bununla birlikte gingivitis ve periodontitis vakalarının büyük çoğunluğunda antibiyotik kullanımı gerekli değildir. Gereksiz ve yanlış sistemik antibiotik kullanımı çok ciddi bakteri direnci oluşumuna neden olarak birey ve toplum için tehlike yaratmaktadır.

DİŞETİ ÇEKİLMELERİ
Dişeti çekilmesi üzerine değişik faktörlerin etkisinin oluğu bildirilmiştir. Bunlar; temel olarak yapısal faktörler, iritan faktörler ve dişeti iltihabı ve periodontal hastalıklar olarak sıralanabilir. Uzun kas ataşmanları, diş köklerinin morfolojisi, uygunsuz diş kapanışları, dişlerin diş arkı dışında yer alması gibi yapısal faktörlerin yanı sıra travma, yanlış diş fırçalama, fırçalama süresi ve sıklığı, anormal ortodontik kuvvetler, bakteri plağı ve diş taşı, kötü alışkanlıklar (diş aralarına sık sık kürdan, toplu iğne gibi yabancı cisimler sokulması, tırnak yeme, kalem ısırma vb.), hatalı dolgu ve protezler gibi iritan faktörler de dişeti çekilmesine neden olur. Dişeti çekilmesi bulunan bireylerde çekilmelere bağlı olarak çeşitli şikâyetler görülebilir. Bunlar,
• Kök/diş hassasiyeti
• Kök çürükleri
• Estetik problemler
• Dişi kaybetme korkusu
• Pulpa hastalıkları
Dişeti çekilmelerinin sonucunda dişlerin klinik kron boyları artar. Özellikle ön bölgede hastalar dişlerini uzamış gibi hissederler ve estetik sorunlar ortaya çıkar. Çoğu birey için bu durum aşırı hassasiyet ve kök çürüklerinden daha önemlidir.
Dişeti çekilmelerinin tedavisinde etkene yönelik tedavi yapılmalıdır, daha sonra eğer gerekli ise çeşitli cerrahi yöntemlere başvurarak dişeti çekilmesi kapatılabilir. Örneğin; çekilme hatalı ve sert fırçalama ya da çeşitli alışkanlıklara bağlı olarak geliştiğinde öncelikle bu faktörler ortadan kaldırılmalıdır, ya da etken periodontal hastalık ise hastalık kontrol altına alınmalı ve ilerlemesi engellenmelidir. İleri derecede problemli ve cerrahi olarak tedavi edilemeyen durumlarda dolgu, kron gibi restoratif işlemlere başvurulabilinir.

DİŞETİ HASTALIĞI OLUŞMASINA NEDEN OLAN ETMENLER
Periodontal hastalıkların ana nedeni bakteri plağı olmakla beraber, sigara, sistemik hastalıklar, ilaçlar, stres ve beslenme gibi diğer unsurlar da dişeti sağlığını etkileyebilir. Aynı zamanda genel vücut sistemini etkileyen hastalıkların veya durumların dental tedaviler esnasında herhangi bir komplikasyon oluşturmamaları amacıyla da dikkatli davranılmalı ve diş hekimi konuyla ilgili muhakkak bilgilendirilmelidir.

Sigara
Sigara bilinen genel zararlarının yanında periodontal hastalık görülme riskini de arttırmaktadır. Yapılan çalışmalar periodontal hastalık gelişiminde ve ilerlemesinde sigaranın çok önemli bir risk faktörü olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmalarda sigara içenlerde içmeyenlere kıyasla daha fazla diş taşı oluştuğu, sigara içenlerin daha derin ceplere sahip oldukları ve kemik ve dişi destekleyen dokularda daha fazla kayıpları olduğu bildirilmiştir. Ayrıca sigaranın içerisindeki kimyasal maddelerden ve ısı etkisinden dolayı birçok olguda dişeti iltihabı belirtileri maskelenmektedir. Bu nedenle gerçekte iltihaplı olan dişeti kanamadığı için hasta çoğu zaman periodontal hastalığın ve diğer sorunların farkında değildir.

Ergenlik, Hamilelik ve Menapoz
Bu özel dönemlerde hormonlarda meydana gelen değişimlerden dolayı vücuttaki pek çok dokuda olduğu gibi dişeti dokusunda da etkilenmeler meydana gelir ve bu durumda dokuların mikroorganizmalara karşı cevabı daha fazla olur. Bu nedenle, bu dönemlerde bakteri plağını kontrol altında tutabilmek için günlük diş fırçalama ve diş ipi kullanımına ekstra özen göstermek çok büyük önem taşır.

Sistemik Hastalıklar
Diabet gibi bazı sistemik hastalıklar ve bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar da periodontitisin şiddetini ve tedaviye verdiği yanıtı etkiler.
Lösemi, AIDS gibi vücudun savunma sistemini etkileyen hastalıklar dişetlerinin durumunu daha kötü bir hale getirebilir. Kişilerin enfeksiyona çok açık olduğu durumlarda dişeti hastalığı genellikle çok daha şiddetlidir ve kontrol altına alınması daha güçtür.

Diabet
Diabet, insulin hormonunun yokluğu, yetersizliği veya etkisizliği nedeniyle, hiperglisemi ile birlikte özel komplikasyonlara da yol açan bir hastalıktır. Diabetik hastalarda ağızda görülen en tipik değişiklik tükürük akış hızı ya da miktarında belirgin farklılık yaratmayacak ölçüde ortaya çıkan ağız kuruluğudur. Kontrolsüz diabetiklerin ağızlarında kuruluk, yanma, tat duyu organı dil papillalarında kayıplar oluşabilir. Ayrıca diabetiklerde kan şekeri yükseldiğinde dişeti oluklarındaki glukoz miktarı da iki misli artar. Böylece ağızdaki tükürük bezlerinde ve dişetinde glukozun artmasıyla ağızda yaşayan bakteri florası da olumsuz etkilenir.

Diabetli hastalarda enfeksiyon gelişme riski yüksektir. Bu nedenle diabetlilerde periodontal hastalıklar daha kolay gelişebilir ve daha şiddetli yıkıma yol açabilir. Özellikle kontrol altında olmayan diabette periodontal hastalığın şiddeti ve doku yıkımı daha da artmaktadır. Periodontal hastalığı olan bireylerde diabetin alveoler kemik yıkımı hızlandıran ve şiddetlendiren bir etken olduğu gösterilmiştir. Diabet periodontal hastalık için bir risk faktörü olmakla birlikte periodontal hastalık diabetin bir komplikasyonu olarak kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, diabetli hastalarda periodontal hastalık oluşma riskinin ve hastalığın şiddetinin daha fazla olduğu bilinmektedir. Ayrıca diğer tüm enfeksiyonlarda olduğu gibi periodontal enfeksiyonun varlığı da diabetin metabolik kontrolünü zorlaştırmaktadır.

Diabetiklerde ağız bakımı normal şartlarda olması gerekenden daha fazla olmamalıdır. Diabetik hastaların ağız-diş bakımlarına özen göstermelerinin yanı sıra düzenli diş hekimi kontrolünde olmaları gerekir. Ağızda bir sorun ya da çok sayıda çürük dişler mevcutsa bu durum enfeksiyon odağı yaratarak kan şekerini yükseltebilir. Şiddetli ve yaygın ağız-diş sorunları bulunan diabetin kontrol ve düzenlenmesinde güçlüklerle karşılaşılabilinir.

İlaçlar
Bazı ilaçlar dişetinde özel değişiklikler meydana getirerek ve ağız içi diğer dokuları etkileyerek ağız sağlığı üzerinde olumsuz etki gösterirler. Bunlar; doğum kontrol hapları, antidepresanlar, bazı tansiyon-kalp ilaçları, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar, sara tedavisinde kullanılan ilaçlar, astım tedavisinde kullanılan ve kortizon içeren sprey formundaki bazı ilaçlar. Böyle bir durumda diş hekimi ve tıp doktoru konsültasyon yapmalıdır.

Doğum kontrol hapları hamileliği taklit ederek ovülasyonu engelleyen sentetik projesteron ve östrojenlerdir. Doğum kontrol ilacı kullanlarda, dişetinde lokal iritanlara karşı abartılı bir cevap ortaya çıkar. Enflmasyon hafif bir şişlik ve kızarıklıktan ibaret olabileceği gibi şiddetli bir tablo da söz konusu olabilir. Yapılan çalışmalar doğum kontrol ilacı kullanım süresi arttıkça klinik olarak iltihabın da arttığını ortaya koymaktadır.

Stres
Stresin periodontal hastalık açısından da bir risk faktörü olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu çalışmalar stresin enfeksiyonlarla mücadeleyi zorlaştırdığını ve periodontal hastalığa yatkınlığı arttırdığını göstermiştir.

Yetersiz beslenme
Yetersiz ve kötü beslenme vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkileyerek enfeksiyonlarla mücadelesini zorlaştırır. Periodontal hastalıklar da ciddi enfeksiyonlardır, yetersiz beslenme durumunda dişeti iltihabının şiddeti artabilmektedir.

AĞIZ KOKUSU
Nefeste oluşan kötü koku genel olarak kötü ağız hijyeni veya ilerlemiş bir dişeti hastalığı, çürükler, yarı gömülü yirmi yaş dişleri gibi ağızdaki bir hastalığa bağlı olsa da teşhis ve tedavi gerektiren ciddi bir sistemik hastalığa da bağlı olabilir. Ancak sıklıkla ağız içi kaynaklıdır. Tedavi altta yatan sebebe yönelik olmalıdır.
Ağız kokusu toplumun büyük kesimini etkilemekte ve etkilenen kişilerde önemli sosyal ve psikolojik sıkıntılara neden olmaktadır. Sebepleri arasında şunlar sayılabilir:
• Kötü ağız hijyeni veya ilerlemiş dişeti hastalığı, çürükler gibi dental problemler,
• Birçok gıda ve içecekler özellikle sarımsak ve soğan geçici ağız kokusu yapabilir,
• Sigara ve bazen içki ile ağız kuruluğuna yol açan antikolinerjikler, antidepresanlar, diüretikler, antiparkinson ve kemoterapötik ajanlar,
• Şeker hastalığı, mide problemleri, karaciğer hastalıkları, boğaz enfeksiyonları, sinüzit gibi birçok sistemik hastalık,
• Hatalı restorasyonlar (taşkın restorasyonlar, sızdıran kronlar) ve gıda birikim alanları
• Birçok vitamin ve mineral eksikliği örneğin A vitamini, B12 vitamini, demir veya çinko eksikliği ağızda kurumayla birlikte mukozada fissürleşmeye yol açar ki bu da gıda ve doku artıklarının tutunmasına dolayısıyla halitozise katkıda bulunur.
Tedavisi; oral hijyen eğitimi ile birlikte profesyonel ağız temizliği ve özellikle periodontal hastalıkların tedavisi ve gerekiyorsa tıp doktoru veya uzman hekime hastanın sevki şeklindedir.

DİŞTAŞI TEMİZLİĞİ

Diş taşı temizliği ağrılı bir işlem midir?
Diş taşı temizliği sırasında genellikle ağrı olmaz. Diş taşı temizliği, diş hekimliğinde uygulanan en basit ve ağrısız tedavilerden biridir. Genellikle bir lokal anesteziye (uyuşturmaya) gerek duyulmaz. Ancak ağrı eşiği düşük bireylerde ya da şiddetli dişeti çekilmesi olan bireylerde hassasiyeti ortadan kaldırmak için bir lokal anestezi uygulanabilir. Böylece hasta hiçbir sızı duymaz.

Diş taşı temizliği dişlere zarar verir mi?
Hayır. Çünkü diş taşı temizliği işleminde diş dokusu değil, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır. Ayrıca diş taşı temizliğinde kullanılan el aletleri ya da ultrasonik cihazlar diş yüzeyinde çizilmeye yol açmaz.

Diş taşı temizliği yaptırırken kanama olur mu?
Diş taşı temizliği sırasında çok az miktarda kanama olması doğaldır, çoğu zaman hasta bu durumun farkında bile olmaz. İleri seviyede dişeti hastalığı olan bireylerde kanamanın biraz daha fazla olması beklenmektedir. Ancak cerrahi işlemlerdeki gibi bir kanama olmaz.

Diş taşı temizliği yaptırmasam olur mu?
Diş taşları bütün dişeti hastalıklarının etken faktörüdür. Diş taşı temizliği diş ve diş eti sağlığı açısından yapılması gerekli bir tedavidir. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde; iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da herhangi bir zararı yoktur. Eğer çok sık diş taşı oluşmuyorsa hekiminizin önerdiği aralıklarla diş taşı temizliği yapılmalıdır.

Önce diş taşı temizliği mi yoksa dolgular mı yapılır?
Dolgular, protezler, implantlar vb. diş tedavilerinden önce diş taşı temizliği yapılarak dişeti hastalığının tedavi edilmesi gerekmektedir.

Diş taşı temizliği sonrası tekrar diş taşı oluşur mu?
Dişlerinizi temizlettirdikten sonra hızlı bir şekilde yeniden diş taşı oluştuğunu düşünüyorsanız fırçalama şeklinizi gözden geçirmelisiniz. Diş temizliğinden sonra yeniden diş taşı oluşumunu engellemek sizin elinizdedir. Diş hekiminizin gösterdiği şekilde fırçalayarak ve ara yüz bakımını yaparak istenen ağız sağlığına kavuşursunuz.

Çok sık diş taşım oluşuyor ne yapmalıyım?
Diş taşı temizliği çok sık yapılıyorsa ağız hijyeniniz iyi değil anlamına gelir. ”Nasılsa diş hekimim temizler” mantığı ile ağız hijyen uygulamalarından uzak durmak her işlemden sonra diş taşı birikimine çanak tutar. Önemli olan diş taşlarını temizletmek değil, dişleri temiz tutmaktır. Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller. İyi bir fırçalama yapılmadığı için diş taşı temizliğinin sık aralıklarla uygulanması kesinlikle önerilmemektedir.

Diş taşı temizliği sonrası dişlerimin aralarında boşluklar oluşur mu?
Bazen aşırı diş taşı olan ağızlarda temizlik sonrası büyük boşluklar hissedilebilir veya açığa çıkan kök yüzeyleri hassasiyet oluşturabilir; böyle durumlarda hastalar temizliğin kendilerine zarar verdiğini düşünerek yanlış bir inanışa yönelirler. Oysa böyle vakalar tedaviye geç kalınması nedeniyle oluşur.
Unutmayın ki, diş taşı temizliği kozmetik bir iş değil, bir tedavi biçimidir. Diş taşlarının temizlenmemesi dişeti hastalığına, dolayısı ile diş eti çekilmelerine, kötü ağız kokusuna ve uzun vadede dişlerin kendiliklerinden sallanarak dökülmelerine neden olur.

Pedodonti – Çocuk Diş Hekimliği

Pedodonti – Çocuk Diş Hekimliği

Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler. çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir. Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler. Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir. Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; “fissür örtücü” dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçük azı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan “fissür” adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir. Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır. Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Bunların yanında aşağıdaki gibi bir görüntü, hiç kimsenin çocuğunda görmek istemeyeceği ciddi estetik sorunlara yol açmaktadır. Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar. Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır.

Süt Dişlerindeki Çürükler Tedavi Edilmeli Mi?
Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı,çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, “nasıl olsa yerine yenileri gelecek” yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir.

Çocuklarda Diş Yaralanmaları
Çocuklarda dişlerin zarar gördüğü kazalarda zaman kaybetmeden müdahalede bulunulmalıdır. Doğru tanı konması çok önemlidir. Bunun için hekiminiz size, kazanın ne zaman ve nerede olduğunu, darbenin ne taraftan geldiğini, kaza sonrası baygınlık, kusma, hafıza kaybı vb. olup olmadığını soracaktır. Verilen bilgiler doğrultusunda en doğru tedavi uygulanabilecektir. Çocuklardaki diş yaralanmaları, bazen kalıcı dişin tamamıyla yuvasından ayrılmasına sebep olabilir. Bu durumda çıkan diş ile birlikte acilen dişhekiminize gitmelisiniz. Bu esnada diş, bir bardak sütün içinde, eğer süt mevcut değilse, temiz bir su içinde muhafaza edilmelidir.

Bebeklerde Ağız Bakımı
Bebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir. Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır. Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. Parmak emme yalancı emzik kullanma gibi alışkanlıklara 2 – 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 – 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir. Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır.

Çocuklarda Diş Fırçalama Ne Zaman Başlamalıdır?
Bebek 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur. Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 – 3 yaşında ) başlanması uygundur. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.

Çocuklar İçin Nasıl Bir Diş Fırçası Seçilmeli?
Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınır aşınmaz (Ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir.

SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

Çocuğumu ilk defa ne zaman muayene ettirmeliyim?
Çocuklar ilk dişlerinin çıktığı çok küçük yaşlarından itibaren (yaklaşık 6 aylıkken) 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimine götürülerek hem çocuğun bu ortamla tanışarak korkmadan gelebilmesi sağlanmalı, hem de ebeveynler, çocuklarının diş sağlıklarını en üst seviyede tutmak için neler yapmaları gerektiğini öğrenmelidir. Ayrıca bu sayede telafisi zor büyük problemler oluşmadan ya da henüz büyümeden tespit edilip müdahale edilmiş olur.

Süt dişlerine dolgu veya kanal tedavisi yapılması gerekli midir?
Süt dişleri zamanla düşerek yerlerini daimi dişlere bırakırlar. Süt ön kesici dişleri 7-8 yaşına kadar, süt arka azı dişleri ağızda 12-13 yaşına kadar korunmalıdır. Çünkü bu dişlerin altından gelen daimi dişler gelişimlerini bu yaşlarda tamamlar ve ağız içine sürmeye hazır olur. Özellikle çiğnemede önemli rol oynayan süt azı dişleri, süt kesici (ön) dişlere oranla çok daha geç değişirler. Bu nedenlerle bu dişlerin düşme zamanlarına kadar ağızda sağlıklı bir şekilde tutulmaları büyük önem taşımaktadır. Eğer söz konusu dişlerde çürük varlığı tespit edilmiş ise vakit geçirmeden dolgu veya amputasyon/kanal tedavisi yapılması, bu dişlerin düşme yaşlarına kadar ağızda kalmasına yardımcı olur.

Çocuğumun dişleri çok hızlı çürüyor. Dişlerinin korunmasına yönelik neler yapılabilir?
Diş çürüğünün önlenmesinde en önemli görev aileye düşmektedir. Dişlerin düzenli olarak fırçalanması ve beslenme alışkanlığının kontrolü çocuğun anne-babasına düşen önemli görevlerdir.

Bunlara ilave olarak diş çürüğünün önlenmesi amacıyla kliniğimizde farklı koruyucu uygulamalar uygulanmaktadır. Bu koruyucu uygulamalar şu şekilde sıralanabilir:

1. Ağız Hijyen Eğitimi
Ağız diş bakımını eksiksiz yapmak ancak eksiksiz bilgi ile mümkün olur. Diş fırçalama ve diş ipi kullanımının öğretilmesi, beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve ağız diş sağlığının öneminin anlatılmasını içeren hijyen eğitimi, eksik bilgi kalmamasını sağlar. Bu eğitim çocuklar için olduğu kadar büyükler için de önem taşır.

2. Yüzeyel Fluorid Uygulaması
Fluorid, sudan veya yediğimiz pek çok gıdadan alabildiğimiz doğal bir mineraldir. Dişler üzerine sürülerek uygulanan bu mineral, diş minesini güçlendirerek çürüğe karşı daha dayanıklı hale getirmektedir. Yüzeyel fluorid uygulamaları 3 yaşından itibaren başlanabilen ve her 3-6 ayda bir tekrarlanması gereken basit, acısız bir işlemdir. Çocuğun diş hekimi ile ilk karşılaşması ve belirli periyodlarla kontrole gelmesi açısından idealdir. Beş dakikadan az süren bu işlem sonrasında çocuğunuzun dişlerinin yüzeyinde depolanan fluorid, dişlerini çok daha sağlıklı ve güçlü yapacaktır.

3. Fissür Örtücü
Dişlerin çiğneyici yüzeyleri girintili çıkıntılıdır. Bu bölgeler oldukça dardır ve gıdaların sıkışıp temizlenememesi nedeniyle genellikle çürüklerin başladığı yerlerdir. Bu bölgelerde gıda ve mikroorganizma birikimini önlemek amacıyla bu girintiler fissür örtücü adı verilen özel akıcı bir dolgu ile kapatılır. Bu işlem sayesinde tüm çürüklerin yaklaşık 70’ ini oluşturan çiğneyici yüzey çürüklerinden korunmak mümkün olmaktadır. Bu uygulamanın ilk defa yapılması gereken ideal dönem, ilk kalıcı azı dişlerin çıktığı dönemdir. Bu da 6 yaş civarıdır. Diğer azı dişlerinin sürme zamanlarında diğer azı dişlerine de uygulanır. Önemli bir nokta, kalıcı dişler sürmeye başladıktan kısa bir süre sonra yaptırmanın (1-2 sene içinde)daha iyi olacağıdır. Kesinlikle acısız ve çok kolay bir işlemdir.

Yer tutucu nedir?
Süt dişleri çeşitli sebeplerle (çürük veya kaza) düşme zamanından erken kaybedilebilir. Böyle durumlarda alttan gelen kalıcı diş hazır olup sürene kadar, yandaki dişler eğilerek, dönerek kaybedilmiş süt dişinin kalıcı diş için koruması gereken yeri kapatabilirler. Hatta boşluğun karşı çenesinde bulunan diş uzamaya başlar. Eğer erken süt dişi çekiminden sonra gelişim kendi haline bırakılırsa meydana gelen bu hareketler, gelecek sürekli dişe yer kalmamasına sebep olacaktır. Böylece kalıcı diş ya hiç süremeyecek ya da normal yerinin dışında gelişecektir. Yer tutucular, tüm bu problemlerin önüne geçmek amacıyla, dişin boşluğunu koruyan ve metal ve akrilden hazırlanan apareylerdir. Kaybedilen diş sayısına göre hareketli (takılıp çıkarılan) veya sabit (yapıştırılan) yer tutucular yapılabilir.

Çocuğum diş hekimine muayene olmuyor ve tedavi yaptırmıyor. Bu konuda ne yapılabilir?
Özellikle küçük yaştaki çocukların diş hekimi ile ilk kez karşılaştıklarında uyumsuz davranmaları normaldir. Kliniğimizde uyum problemi olan çocukların, diş tedavisine ikna edilmesi ve uyum sağlayabilmesi için özel davranış yönlendirme teknikleri kullanılmaktadır. Ancak tedavi seanslarına uyum sağlanamayacağına karar verilen çocukların ve engelli hastaların tedavisi genel anestezi altında yapılabilmektedir.

Kanal Tedavisi

Endodonti (Kanal Tedavisi)

Kanal tedavisi, pulpanın (sinir, kan, lenf damarlarını içeren dişin içindeki yumuşak tabaka) kendini tamir edemeyecek derecede zarar gördüğü durumlarda, hasarlı pulpayı alıp oluşan boş kanalların hareketsiz materyallerle doldurulmasıdır.

Dişin iç kısmında pulpa adı verilen bir sinir kökü yer alır. Bazen yaşanan travmalar ya da meydana gelen çürükler gibi nedenlere bağlı olarak pulpa kendisini yenileyemeyecek kadar fazla zarar görür. Diş çürükleri, kırıklar ya da kronik travmalar nedeniyle dişin canlı dokusu etkilenip iltihaplanırsa ve diş ağızda tutulmak istenirse kanal tedavisi gerekli olur.Yani sinir kökü ölmüş olarak kabul edilir. Dişin kendi doğal yapısında diş sinirini barındıran bazı kanallar bulunur. Kanal tedavisi adını bu kanallardan almakta olup yapılan tedavi ile kanallar ölü sinirlerden temizlenerek özel olarak hazırlanan dolgu malzemeleri ile doldurulmaktadır.

Kanal tedavisi dişlerin kaybedilmemesi için uygulanan, çekimden bir önceki tedavi seçeneğidir. Kanal tedavisi gerektiren dişler genelde çok çürük ve ağrılı olduğundan kolay uyuşmayabilmekte, bu sebeple farklı teknikler kullanılabilmektedir. Komplike bir durum olmadığı takdirde kanal tedavisi tek seansta yapılabilir ancak enfeksiyonu komşu dokulara (kemik, mukoza) yayılmış yani tedavisi için gecikilmiş dişlerde birkaç seans sürebilmektedir.

Kanal tedavisi bitiminden sonra takip döneminde ilk birkaç hafta hassasiyet ve hafif sızlamalar olması normaldir. Ancak uzun dönemde kanal tedavisi görmüş bir diş sinirleri alındığı için dış etkenlerden etkilenmez, ağrı ve acı duymaz. Takip döneminde semptomların şiddeti artıyorsa kanal tedavisi başarısız olmuş demektir. Böyle bir durumdan şüphelenilirse dolgu sökülüp kanal tekrar boşaltılır ve kanal tedavisi yenilenir. Semptomların devam ettiği dişte kök ucunda enfeksiyon mevcut ise kanal tedavisi yenilendikten sonra kök ucu rezeksiyonu (kesilmesi) adı verilen cerrahi operasyon ile tedaviyi desteklemek gerekebilmektedir.

Kanal tedavisi görmüş dişlerin canlı dokusu çıkarıldığından renkleri zamanla matlaşır ve kırılma dirençleri azalır. Kanal tedavisi görmüş dişlerin kırılmaya karşı korunması ve estetiğinin sağlanması adına kaplanmalarında fayda vardır. Bu şekilde korunmaya alınmış ve başarılı kanal tedavisi görmüş dişler uzun süre ağızda kalarak fonksiyon görür.

Günümüzde teknoloji ne kadar ilerlemiş olursa olsun hiçbir yapay madde doğal dişin yerini tutmamaktadır. Kaybedilen doğal dişlerin iadesinde en iyi seçenek implanttır ve bu da maliyeti arttırmaktadır. Bu sebeple kanal tedavisi kurtarılabilecek bir dişin tedavisinde son aşama olarak mutlaka denenmelidir. Dişlerinizin kanal tedavisi ile kurtarılıp kurtarılamayacağını doktorunuz belirleyecektir.

KANAL TEDAVİSİNİN YENİDEN YAPILMASI (RETREATMENT)
Daha önce yapılan kanal tedavisinin yeniden yapılması işlemine Retreatment denir. Retreatment yapılırken eski kök kanal dolgusu tamamen çıkarılır, kanal temizlenir, şekillendirilir ve yeniden doldurulur. Retreatment genellikle daha önce yapılan tedavinin başarısız olduğunu gösteren belirgin işaretler ve semptomlar var ise yapılır. Ancak ortaya çıkabilecek potansiyel bir başarısızlık söz konusu olduğunda da uygulanabilir.  Kanal tedavisinde başarısızlık varsa; klinik olarak dişe dokunmada ve vurmada ağrı, hasta açısından çiğnemede ağrı, şişlik ve radyolojik olarak da kemik dokusunda erime gözlenmelidir. Ancak bu belirtiler varsa, hekim tanı ve teşhisi retreatment gerekiyor şeklinde koyar ve bir tedavi planlaması yapar.

SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

Kanal tedavisi gereken dişteki belirtiler nelerdir?
+ Ağrılı veya ağrısız, diş renginin değişmesi
+ Isırma, dokunma veya itmede dişin acıması
+ Dişte sıcak ve soğuk uyaranlara karşı uzun süreli hassasiyet
+ Özellikle gece kendiliğinden başlayan ağrı
+ Etkilenen dişin civarında şişlik meydana gelmesi
+ Dişin kırılması
+ Yemek yeme sırasında ağrı
+ Dişin olduğu bölgede ve/veya lenf düğümlerinde ağrı, şişlik
+ Bazı durumlarda da hiçbir belirti vermeden klinikte ağız içi ve radyografik muayene ile anlaşılır.

Kanal tedavisi nasıl yapılır?
+ Dişteki çürük temizlenerek dişin özüne ulaşılır ve hastalıklı ve yumuşak doku çıkarılır. Sinir ve doku artıkları temizlenir.
+ İltihap olması durumunda diş iyileşene kadar geçici diş dolgu maddeleriyle dişin üzeri kapatılır. İltihabın üremesi durduğunda ve kök ucundan iltihap gelmesi sona erdiğinde diş kanal içerisi özel bir diş dolgu maddesiyle, kök ucuna kadar doldurulur. Kuron kısmı dolgu ya da kuron kaplama yapılarak tekrar kırılmaması ve çürümemesi için restore edilir.
+ Bazı hastalarda birden fazla seansa gerek kalmadan tek bir seansta da kanal tedavisini sağlıklı bir şekilde tamamlamak mümkündür.

Kanal Tedavisi Yapılırken Ağrı Hissedilir mi?
Modern anestezi teknikleri ve maddeleri sayesinde tedavi sırasındaki ağrı en aza indirgenmektedir. Çünkü kanal tedavisi olan diş ve onu çevreleyen kısım işlem sırasında tamamıyla uyuşmuş durumdadır. Anestezi altında tedavinin tamamlanması, hem hastanın son derece rahat ve ağrısız olarak tedavisini yaptırmasına, hem de diş hekiminin hasta reaksiyon göstermeden işlemini çok daha başarılı ve kolay olarak gerçekleştirmesine olanak verir.

Tedavi Sonrası İyileşme Nasıl Gerçekleşir, Ağrı Olur Mu?
Kanal tedaviniz bittikten sonra doğal dokulardaki enflamasyon birkaç gün süreceğinden dişinizin üzerine bastırdığınızda ağrı şikâyetiniz olabilir. Bu dönemde o bölgeye yüklenmemeniz gerekmektedir. Bir süre sonra şikâyetiniz geçecektir. Ağrı olması durumunda gerekirse hekiminizin önerdiği ağrı kesici ilaç kullanabilirsiniz.

Kanal Tedavisi Sonrasında Neler Yapılmalıdır?
Kanal tedavisi gören dişler canlılığını yitirdiği için esnekliği azalır. Bu nedenle sonrasında kırılma riski yüksektir. Bu nedenle dişin madde kaybına göre ya dolgu ile ya da kuron restorasyonu yapılarak tedaviye devam edilir. Kanal tedavisi yapılan dişin üstünde fazla madde kaybı yoksa normal dolgu yapmak, fazla madde kaybı varsa; diş duvarlarınızı destekleyecek, kırılmasını engelleyecek PORSELEN KAPLAMA yapmak gerekmektedir.

Bütün Dişlere Kanal Tedavisi Yapılabilir mi?
Kanal tedavisi ile bazı dişler kurtarılamayabilir. Kanallara girilememesi, köklerdeki kırıklar, yeterli kemik desteğinin olmaması veya dişin restore edilemeyecek kadar harap olması durumlarında kanal tedavisi yapılamayabilir.

Kanal Tedavisi Yapılmış Bir Dişin Ömrü Nedir?
Başarılı bir kanal tedavisi yapılmış bir diş, iyi bir ağız hijyeni ve aksatmadan yapılan düzenli kontroller ile uzun süre ağızda kalabilir.

Kanal Tedavisinin Alternatifi Varmıdır?
Dişin pulpası zarar gördüğünde; kanal tedavisine alternatif, dişin çekimidir. Geri kalan dişlerin fonksiyon görmesi ve sağlıklı yapılarının korunması için kaybedilen dişin yerine köprü veya implant uygulanabilir.

Dolgu Nedir

Dolgu Nedir?

Dolgu, çürük nedeniyle zarar görmüş bir dişe, normal fonksiyonunu ve görünümünü kazandırmanın bir yöntemidir. Diş hekiminiz size dolgu yaparken, önce çürümüş diş dokusunu uzaklaştırır. Etkilenen alanı temizler ve boşluğu dolgu malzemesi ile doldurur.

Bakterilerin girebilecekleri boşlukları dolgu ile kapatarak çürüğün ilerlemesini de engellenmeye çalışır. Dolgu için kullanılan malzemeler kompozit reçine (diş renginde dolgu) ve amalgamdır. (cıva gümüş, bakır, kalay ve bazen çinko alaşımı).

Diş dolgusu, çürük dişlerin temizlenmesi için yapılır. Çünkü çürük olan dişlerde çürüğe neden olan bakteriler çoğalıp, pulpaya kadar inebilir ve diğer dişlere de atlayabilir. Bu nedenle de çürük olan ölü diş noktaları dişin sağlam olan noktalarından arındırılmalıdır. Diş dolgusu kısaca şu şekilde yapılır,
– Dolgu yapılacak olan dişler ve diş etleri lokal anestezi ile hissizleştirlir.
– Dişler çürüklerden ve ölü noktalardan arındırılmak için oyulur ve tüm hastalıklı, çürük noktalar yok edilir.
– Sinir uçlarına kadar olan noktalarda da kontroller yapılır ve temizlenir.
– Uygun kontroller de yapıldıktan sonra dişin oyuk olan kısmı kompozit ya da analgam dolgu ile doldurulur. Bu şekilde dolgu işlemi tamamlanmış olur.

SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLAR

Amalgam Dolgu Nedir?
Amalgam dolgular halk arasında gri dolgu olarak bilinen dolgulardır. Amalgam dolgular özel metal bir alaşımdan ibarettir. İçeriğinde ise, civa, gümüş, bakır gibi bazı çeşitli metaller mevcuttur.

Kompozit Dolgu Nedir?
Kompozit dolgu, halk arasında beyaz dolgu olarak bilinir. Kompozit dolgular diş renginde yapılan ve özel bir alaşımdan oluşan dolgulardır. Bu dolgu maddesi çeşitli maddelerin karışı olan bir çeşit plastiktir. Fakat bu plastik diş ile uyum sağlayan ve dayanaklı olan bir plastiktir.

Diş Dolgusunda Amalgam Doldu mu Yaptırılmalı Kompozit Dolgu mu?
Bu sorunun cevabı hastaya bağlıdır. Çünkü dişinize uygun olanacak dolgu tipi doktor tarafından iletilecek olsa da tercih hastanın kendisine kalmıştır. Her iki dolgu tipinin de kendisine özel avantaj ve dejavantajı vardır. Doktorunuz size bu konular hakkında bilgi verecek ve sizin hayat tarzınıza, kullanış biçiminize, dişlerinizin sağlık durumuna göre en uygun olacak dolgu tipini söyleyecektir.

Kısaca anlatmak gerekirse amalgam ve kompozit dolguların avantajları ve dezavantajları şu şekildedir.
– Amalgam dolgular, maliyeti düşük olan dolgulardır. Metal alaşımı olmaları sebebi ile sağlamdırlar.
– Kompozit dolgular ise amalgam dolgulara oranla biraz daha maliyetlidir fakat, kompozit dolgular, diş renginde olduğu için daha estetik durur.
– Amalgam dolgunun dejavantajı ise, dişleri ömür boyu koruyamaması ve zaman içinde diş hassasiyeti yaratabilmesidir.
– Kompozit dolgular, dişleri sıcak ve soğuk nüfuzuna karşı korur, Diş hassasiyetine sebep olmaz.
– Kompozit dolguların dejavantajı ise amalgam dolgulara oranla daha maliyetli olmasıdır.
– Kompozit dolgular katmanlar halinde uygulanır ve her katman sonrasında özel bir yerleştirme, sabitleştirme işlemi uygulanır. Bu şekilde dişin çürüklü kısımları içeriden dışarıya doğru desteklenir ve dişler, çatlamalara, kırılmalara karşı güçlendirilir.

Diş Dolgusu İşlemlerinden Sonra Hassasiyet olur mu?
Diş Dolgusu işlemelerinden sonra hassasiyetler ortaya çıkabilir. Diş üzerinde basınç, tatlı yiyecekler, ısıya karşı hassasiyet oluşabilir. Genel olarak bu hassasiyetler bir ya da iki hafta içersinde azalarak sona erer. Hassasiyet yapan ürünler ve nedenlerden bu sürede uzak durmanızda fayda var. İki hafta gibi bir sürede azalma olmazsa diş hekiminize müracaat edin.